Öne Çıkan Yayın

kelime videoları

https://www.youtube.com/channel/UC91Wrsi_25Ts3280rX8CLDw                                               ...

ağız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2014 Salı

yöresel kelimeler

dılcık: sulu, şımarık kişi
yalacan: sırnaşık
dığan: sahan, tava
peşkir: havlu
buva: baba
künge: kül
gı: kız

napıpdurun?=napıyorsun? (:
abuu=off (:


bi apaz: bi parça
gem: çift
biyo: bi kere

ce : kadar . Örn.: Sen gelenece biz ... - sen gelene kadar
badal: merdiven
kafadan kontak: tahtası eksik
uylamak: zorlamak, başının etini yemek
ütmek: kazanmak
yürümek: yola çıkmak, seyehate çıkmak
pelver: salça
bala: küçük çocuk
sepmek: hastalığın bulaşması ya da elle etrafa su damlacıkları saçmak
he mi?! : öyle mi?
he ya: öyle ya

yöre: Tokat / Turhal )

dilazer:güzel
enkastan:yalandan
tırkaz :kapı sürgüsü
ilik:düğme
büber:biber
haşheşli gözme:haşhaşlı gözleme
ilyen:leğen
curuk:hindi
hinciki:şimdiki
goley:kolay
ünnemiş:seslenmiş,çağırmış
çekişmek:kavga etmek
samsak:sarımsak
barabar:beraber
baaça:bahçe
dırnak gada:çok az,küçücük
hadibakam:hadi göreyim
kütahya

Kütahya

cor: dedikodu,arkadan konuşma
bıldır:bu defa

bunlar da gaziantepten

İzmir'de simide gevrek derler.
Ege Bölgesi'ndeki çekirdeğin ismi çiğdemdir.
Aydın Şivesi: kızan: çocuk | karındaş: kardeş | arkideş: arkadaş | çööz: ceviz | söylevegari: söyle artık | yapıvegari: yap artık | gelevegari: gel artık.
Nöörüyon? Çorap örüyom. Bunları Anadolu'da herkes bilir.
Fethiye'de "burada horada" derler.

ısparta/yalvaç

cızık:acele et
cıddık:azıcık
dığan:tava
haney:hol,koridor
gınnep:çok zayıf
şavk:elektrik,ışık
gazel:yaprak
keler:kertenkele
ergen:kızılcık meyvesi
velespit:bisiklet
.......
Bulgaristan Türkçesi:
Te ben de macirim be ya: Ben de muhacirim.
Oş geldin Üseyin abi: Hoş geldin Hüseyin abi.
Oş bulduk Asan abi: Hoş bulduk Hasan abi.
Abijim: abiciğim.
Üj bej: üç beş.
Er gün: Her gün.

sparta/yalvaç

hortlamak:uyumak
faysallamak:sersemlemek,saçmalamak
uylamak:sataşmak
frek:domates
vehdetine:boşuna,öylesine

izmir
yatgeberlik:geç vakit yenen yemek
domat:domates

yalım:galiba(Burdur)
metletmek:ahenkli bir şekilde yürümek(Burdur)
masiyon mu?:beni ciddiye almıyor musun?(yozgat)

Hincik: şimdi,
Ben geliyorum, sen gidekoy...
Hadiii gari: artık herkes biliyor bunu.

İzmir

çöt: çocuk
yalım: galiba
olmak: galiba

mökkem:sağlam
hersli:kökü hırslıdır ama sinirli anlamında kullanılır
tenko:sosyete
söhteri:soytarı
eke:ağa
çıltik:zayıf ama zayıftan ziyade cadaloz kız tipi
dal:sırt
aşığaşık)kısa a ile uzuatmadan sonuda boğazdan bi yumuşak g ile

errrrzuruummm

çukurova bölgesi
1-) Sörsöbe sünmek (Çok yorulup kendinden geçercesine uzanmak)
2-) Meses (İnek ve öküzlerin yürümesi için arkadan dürtülen ucu ince sopa)
3-) Meses kadar ayak. (Büyük ayak)
4-) Fallos…..Fallosu çıkmış (İhtiyar olup kamburu çıkmış olanlara söylenir)
5-) Helkere (Bahçe)
6-) Helke (Kova)
7-) Elikmek (Utanmak)
8-) Yoklu (Fakir)
9-) Bir topak olmak (Çok utanmak)
10-) Kahirlenmek
11-) İlmini bilmek (Elmini bilmek)
12-) İmini timini bilmek
13-) Icııını cıcııını bilmek…..Icığını cıcığını bilmek
14-) Sakalım yok ki sözüm tutulsun
15-) Hakiyetli
16-) İnsanatlı
17-) Tuz ağası olmuş (Çok tuzlu olmuş)
18-) Çorak olmuş (Çok tuzlu olmuş)
19-) Hoşşikçi…Hoşşikçilik (Yağcı…..Yağcılık)
20-) Ağzı kulağına varıyor (Keyifli)
21-) Keyfinden gülleri yarılıyor
22-) Debbehlenmek (Keyiflenmek)
23-) Sevindirik olmak
24-) Babsınmak (Önemsemek…Daha çok “babsınmadı” şeklinde kullanılır)
25-) Burnuna komamak (Değer vermemek)
26-) Estek kerestek (Ivır zıvır)
27-) Ganeviz (Kavanoz)
28-) Elleri arkalarına yetmiyor (Kapıyı kapatmayana söylenir)
29-) Oklava mı yuttun? (Eğilmeyene söylenir)
30-) Eşşeen gulaandaki mercimek (Eşeğin kulağındaki mercimek) (Çok şey bilen ve
konuşan çocuklara söylenir)
31-) Edi’ynen Büdü
32-) Saar sıır (Sağır sığır) (Ağır işitenlere söylenir)
33-) Daşınan gılıncın arasında (Taş ile kılıcın arasında) (Çok kısa sürede)
34-) Dişin kitlene (Ne var bu kadar üşüyecek)
35-) El kol olmak (Birinin ihtiyaçlarını karşılamak, korumak)
36-) Yarım avrat (Yaşından olgun görünen ve konuşan kız çocuğu)
37-) Ver yesin, ört yatsın bunlara (Tembellere söylenir)
38-) Pot etmek…..İşimi gücümü pot etti. (Yapılan bir işi engellemek)
39-) Gıtlıktan çıkmış gibi yemek yemek
40-) Yaralaana döker gibi su içmek
41-) Depmecen mi delindi? (Bir türlü doymayanlara söylenir)
42-) Yumuş (Emir)
43-) Yumuştan 3 gün önce doğmuş (Emirleri yerine getirmeyenlere söylenir)
44-) Ev 56’ya gitmiş (Ev çok dağıtılmış)
45-) Ortalık dandili
46-) Her taraf her yerde
47-) Cuu cuu cuu dökünmek (Aşırı mikarda su ile yıkanmak)
48-) Corr corr corr dökünmek (Aşırı miktarda su ile yıkanmak)
49-) Er’inen avrat (Karı koca)
50-) Mıymıntı
51-) Dellek (Yaramaz çocuk)
52-) Fallik (Yaramaz kız çocuğu)
53-) Kızılipe yapışasıca (Yaramazlık yapan kız çocuklarına söylenir)
54-) Böön (Bugün)
55-) Düneen (Dün)
56-) Adam asar (Sağlam ip)
57-) Hırkıza kendir yakışır gibi yakıştı. (Giyilen elbide çok yakışıyorsa söylenir.)
58-) Gıygıdı gıygıd, gıygıdı gıygıd (İşler yolunda)
59-) Dellenip dağlara düşmek
60-) Tilkinin kuyruğuna deyse üç gün kaçar (Çok ekşi, çok acı)
61-) Kuyruğunu ellemek (Göndermek)
62-) Ziiv ziiv gezmek
63-) Hatay delaanlısı (Hatay delikanlısı) (İri yarı olanlara söylenir)
64-) Kepik küpük
65-) Şip dudak (İnce dudaklı olanlara söylenir)
66-) Patır dudak (Kalın dudaklı olanlara söylenir)
67-) Aydırış aazlı (ağızlı), badem gözlü
68-) Titirek çerçi (Sakar)
69-) Gıran giresice (Bir beddua şekli)
70-) Eniynen boyu bir (Şişman)
71-) Yüreen yüreeme döne (Zor işleri kolayca yapanlara söylenir)
72-) Onların eşşikliğine hoplamam (Onların evlerine gitmem)
73-) Yalap yalap yanmak
74-) Edir güdür olmak (Yaralanmak)
75-) Gıllın gıllın etmek (Yalakalık yapmak)
76-) Sıyrık sıpa (Yaramaz erkek çocuklarına söylenir)
77-) Bir hal etmek (Bir işi halletmek)
78-) …………..derdine yanmak (Ekmek derdine yanak)
79-) Pattıklamak (Bebekleri uyutmak için sırtlarına hafif hafif vurmak)
80-) Ağzının içi laf dolu
81-) Bas etmek (Çok yemek yemek)
82-) Gıyılı gıypılı
83-) Giyingili guşşangılı
84-) İşi yok it taşlıyor (Gereksiz iş yapanlara söylenir)
85-) Garın gardaştan yakın (Bencillere söylenir)
86-) Tevekkeli (Devamlı)
87-) Kadiid olmak (Çok üzülmek)
88-) Ganı garraah olmak (Gani garraah olmak) (Bolluk refah içinde yaşamak)
89-) Eşşeen aklına karpuz kabuğu düşürme
90-) Gözü yerde (Yere düşen bir şeye söylenir)
91-) Yer yoh etmek (Kaybetmek)
92-) Yer yoh olmak (Kaybolmak)
93-) Kuş gibi beklemek (Ümitle, sabırla beklemek)
94-) Kuş gibi ötmek (Çok tembihlemek)
95-) El boncuğu var. (Yabancı var)
96-) Ula (Lan)
97-) Burp demeye dudak ister
98-) Tırnağın varsa başını kaşı
99-) Çenet kanat olmak (Birini canla başla korumak)
100-) Gığılı gığılı iş tuttu
101-) Şıkkıdı şıkkıdı iş tuttu
102-) Gılıksız
103-) Meymenetsiz
104-) Zorlu (Güzel)
105-) Çocuk mezeri (Büyük ayak ve ayakkabılar için söylenir)
106-) Ne deyim n’oolasın
107-) Gıvıra büke (İştahlı yemek yeme şekli)
108-) Yüreem özem tükendi
109-) Ne göönaa…..Ne göynaa (Çok iyi, çok güzel)
110-) Dilimde tüy kalmadı
111-) Yüzü kırk kat
112-) Surat bir karış (Yüzü asık)
113-) Yaldır yaldır etmek
114-) Hahaha sürmek…..Hakaka sürmek (Hak haka sürmek) (Kıyaslamak)
115-) Belgaade (Gayet)
116-) Yeter kele…..E kele
117-) Cinfikirli
118-) Heyye (Evet)
119-) Bir garaara (Biteviye, tekdüze, monoton)
120-) Eğişmek (Biriyle rahatsız edici biçimde ilgilenmek)
121-) Yerinmek
122-) Yüz göz olmak (Haddinden fazla samimi olmak)
123-) Boğaz taşlamak (Yemek yemek)
124-) O günün behrinde…..O zamanın behrinde
125-) Ebününük olmak (Çok yemek)
126-) Hergele
127-) Eli eğintili (Becerikli)
128-) Eli uz
128-) Dargüüle
129-) Muhallanmak (Garipsemek).
130-) Zırrıhııı (Çok zırıldayan çocuklara söylenir).
131-) Miltan (Gömlek)
132-) Tabdil etmek…..Tabdil olmak (Rahatsız etmek…..Rahatsız olmak)
133-) Neyli nehar gitmek (Derin uykuya dalmak)
134-) Sürsen bulaşmaz (Birbirine benzemeyenlere söylenir)
135-) Karnım mık gibi (Tokum)
136-) Laf vurmak
137-) Takoza çıkmak (Bozulmak)
138-) Bocit (Alüminyum sürahi)
139-) Ya herroo, ya merroo
140-) El kadar ekmek oldu (Kayboldu)
141-) Kendi kendine yoğum etmek
142-) Göğsıddık (Yaramaz kız çocuklara söylenir)
143-) Ziyakıl gitmek (Hemen derin uykuya dalmak)
144-) Yüreem düştü (Çok korktum)
145-) Yüreeme büyüdü (Çok ağırıma gitti)
146-) Turab olup döşşenmek (Fedakarlık yapmak)
147-) Sırınç olmak
148-) Ellerindeki düğümü dişlerine vurdular (Bir problemi daha da çözümsüz hale getirdiler)
149-) Bizi dilemiş gelmiş
150-) Öte bakmış, beri bakmış, işi üzerine almış
151-) Öğreklemek
152-) Hakkını avucuna vermek (Birine haddini bildirmek)
153-) Elime alırım ha! (Döverim ha!)
154-) Yüzünden düşen bin parça…..Suratından düşen bin parça (Yüzü çok asık…..Suratı çok
asık)
155-) Hış ter…..Cılk ter
156-) Cobul olmak (Bolluğa ulaşmak)
157-) Şipidik çalmak (lamak)
158-) Yedi, içti, şooraya çıktı (Tembellere söylenir)
159-) Mafraç (Paketlenmiş yatak, yorgan, minder vs.)
160-) Hırnik (Sürekli gürültü çıkarak erkek çocuklara söylenir)
161-) Neresi ötüyor? (Neler konuşuyor?)
162-) Tüfsunmak (Acımak)
163-) Şikarlanmak (Nazlanmak)
164-) Sitir etmek…..Sitir olmak (Sığdırmak, yerleştirmek…..Sığmak, yerleşmek)
165-) Diir diir (İyi pişmiş)
166-) Parça kütür olmak (Yaralanmak)
167-) Feniksemek (Başı dönmek)
168-) Laf özzee…..Laf özzeee de .ok süzzee (Güzel konuşan çocuğa söylenir)
169-) Dabaz olmak (Kaşınmak, cilt hastalığına yakalanmak)
170-) Göynendirmek (Refah içinde yaşatmak)
171-) Kulağı fil…..Burnu fil (İyi duyan ve koku alan kişiye söylenir)
172-) Suçukmak (Suçunun ortaya çıkmasından korkan kişinin durumu)
173-) Yarı yerine yar olmadı (Yetinmedi)
174-) Döşşek (Yatak)
175-) Ayağı tahra (Ayağı çok soğuk)
176-) Tavşan yamacı geçti (Artık çok geç)
177-) Tiiri tak tak (Evde yiyecek bir şey yok, evde eşya yok veya yetersiz)
178-) Gak diyor ekmek, guk diyor su (Her istediği yerine getirilen kişi için söylenir)
179-) Neliiynen büyüttüm…..Neliiynen okuttum (Ne zorluklarla büyüttüm…..Ne zorluklarla
okuttum)
180-) Bereket parmağını batırdı
181-) Alüülala…..(Aliy-ül ala) (İyinin de iyisi)
182-) Sesin seğile (Sesin kısıla)
183-) Gınık...Gındırık (Kapının tam olarak kapanmamış hali)
184-) Eve çöpten direk vermişler (Evi çok dağıtmışlar)
185-) Çençik
186-) Faşmalamat olasın (Rezil rüsva olasın, kahrolasın)
187-) Omusilli (Çok güzel)
188-) Tam takır, kuru bakır
189-) Beygirlemek (Performansın düşmesi, tembellik yapmaya başlamak)
190-) Depeden sürmek (Anlaşmaya yanaşmamak)
191-) Bulunmaz Bursa kumaşı mı?
192-) Gaşşıımıza sığarlar (Bizimle aynı seviyedeler)
193-) Öküz ciğeri yemiş (Zorluklara alışkın, hiçbir şeyden etkilenmeyen)
194-) Kakılı (Dolu)
195-) Eri eesik (Yaşından olgun işler ve konuşmalar yapan kız çocukları kast edilir)
196-) Hüs (Sus)
197-) Datçıkan kızı (Yaramaz kız)
198-) Hotoğlu horozoğlu takbaşı Mehmet Efendi (Erkek çocukları severken söylenir)
199-) Sömek kafalı…..Sömek yapılı
200-) Zirzop (Yaramaz erkek çocuk)
201-) Lorik Mustafa (Sevimli erkek çocuk)
202-) Eksik etek (Acınası durumdaki kız çocuğu)
203-) Gızesii (Kız eksiği) (Zavallı durumdaki kız)
204-) Tingoz (Alıngan)
205-) Tarlada bostan, yan gel Osman (Tembellere söylenir)
206-) Evlerinden kabuklu ceviz yenmez (Evleri pis)
207-) Dibine darı ekmek (Bitirmek)
208-) Diniz kafa (Sakin kafa)
209-) Döş (Göğüs)
210-) Yüze yüze kuyruğuna geldik (Bitirmek üzereyiz)
211-) İncik boncuk avradı (Süslenmeye düşkün kadın veya kız)
212-) Gırk yılın gırtmışı (Yıllardır biriktirilen şey)
213-) Mıç mıç mıç mıç (Yavaş yemek yiyene)
214-) Fındık fıstık avradı (Yeme içmeye düşkün kadın veya kız)
215-) Zottik…..Zottirik (Yaramaz gıcık erkek çocuk)
216-) Pırliği dolamak (Acele bir yere gitmek üzere yola çıkmak)
217-) Sırt (Elbise)
218-) Giyesi (Giysi)
219-) Çont (Sakat)
220-) Bin başa ne gerekse bir başa da o gerek (Yalnız kalan bir insanın ihtiyaçları gündeme
geldiğinde söylenir)
221-) Gıntımaynan (Yoklukla, fakirlikle, tasarrufla)
222-) Ne istiyon bacından, bacın ölüyor acından (Benden bir şey isteme, senden daha zor
durumdayım)
223-) Ayrıseç etmek (Kayırmak, farklı davranmak)
224-) Alımlıklı (Evine yiyecek, eşya almayı seven erkeklere söylenir)
225-) Tevge (Yaramaz)
226-) Evciman (Ev işlerinde becerikli, evine düşkün kadın)
227-) Çiğrimek (Soğuk suyla duş alırken ürperti hissetmek veya birinden soğumak)
228-) Ocutmak (Birini kendinden soğutarak uzaklaştırmak)
229-) Debbe (Büyük bidon)
230-) Hoddik gibi oturmak…..Hoddik gibi beklemek (Sabırla bir şeyi beklemek)
231-) Ayan beyan olmak (Şaşırmak)
232-) Saar saap (Saar sahip) (Malını iyi koruyan, iyi sahip çıkan, kimseye kaptırmayan
çocuk)
233-) Ellek (Her şeyi, her yeri ellemekten hoşlanan yaramaz çocuklara söylenir)
234-) Yüzü elekli (Utangaç)
235-) Şurdan beri (Şişmanlara söylenir)
236-) Çul (Kilim)
237-) Mot etmek (Monte etmek)
238-) Bebir bebir (Etine dolgun bebek veya çocuk)
239-) Hedik (Yeni doğan çocuğa gönderilen hediye)
240-) Avcarlı (Acılı baharatlı)
241-) Avcarlamak (Acılı baharata bulamak)
242-) Sıtaralı (Sevilen, beğenilen, hatırı sayılan)
243-) Senet-kürek (Evrak yığını)
244-) Emrine mut (Birinin her isteğini yerine getiren kişiye söylenir)
245-) Yerim diyenden korkma, yemem diyenden kork (Yemeyeceğini söyleyen daha çok yer)
246-) El kadar ekmek oldu (Kayboldu)
247-) Havoç nevoç (Basit, alelacele hazırlanmış yemek)
248-) Köşker kütüğü (Kısa boylulara söylenir)
249-) Boyu güzel huyu hoş, üstü cicili cebi boş (Yakışıklı, boylu boslu, iyi huylu, bakımlı
ama fakir erkeklere söylenir)
250-) İki hasır bir mısır, içine gir zır zır ..sur (Fakirlerin evleri)
251-) Fazlete (İsmi Fazilet olanlara söylenir)
252-) Gapçaputu…Kapçaputu (Kara kuru çocuk)
253-) Çaput yırtar gibi (Çok sesli gaz çıkaranlara söylenir)
254-) .ötünden Konya görünüyor (Dağınık insanlara söylenir)
255-) Utandık misafir (Pek samimi olunmayan, her zaman gelmeyen, normalden fazla saygı
ve ikram gerektiren misafir)
256-) Yanannan yenene ne dayanır.
257-) İt ite buyuruyor, it de dönüp kuyruğuna buyuruyor.
258-) Zibil (Çöp, atık)
259-) Canıyın derdine düş.
260-) Gollik (Küçük)
261-) Makat (Döşek)
262-) Mısmıl (Epeyce, enikonu)
263-) “Hem simidim azalmasın, hem karnım doysun” olmaz.
264-) Akşamdan sonra sabahın hayrola (Çok geç kaldın)
265-) Galle (Sincap)
266-) Din iman bir miltan (Utanmaz, dini inancı zayıf veya hiç yok)
267-) Şavırlanmak (Harekete geçmek)
268-) Öndüç (Borç)
269-) Ölüye gider ağlarım, düğüne gider oynarım.
270-) …üynen Konya’yı deviriyor. (Sakar)
271-) Burunlarından döküldü (Çok yiyip içtiler).
272-) Soyka…Soykana kalasıca…
273-) Akıl veren bulunur da para veren bulunmaz.
274-) Yürüse yol yakışır, giyinse el bakışır.
274-) Kabe olsan kıblem değilsin.
275-) Küstüğüm dağın odununu yakmam.
276-) Tirki (Leğen)
277-) Yağlık (Yazma, tülbent)
278-) Çiççili maya (Şımartılan kimse)
279-) Yeyni (Havai hareketleri olan)
280-) İt yalasa doyar (Yüzü kirlenmiş çocuk için söylenir)
281-) İliğim hıntıktı (İçi ezilmek, ölecek kadar acıkmak)
282-) Erim evde yok, keyfim Bey’de yok.
283-) Ayağı yeyni (Hızlı hareket eden kimse)
284-) Dönümü ağır (Yavaş hareket eden kimse)
285-) Gernişi gernişi yürüyor (Gerine gerine yürüyor)
286-) Zorsunmak (Bir işi zor yapacağına inanmak, yapmak istememek)
287-) Zoruna gitmek (Üşenmek)
288-) Neediyon gıı (Ne yapıyorsun kız)
289-) Tıngıramadık gap olmaz (Tartışma çıkmayan ev olmaz)
290-) El arı, düşman körü (Ele güne karşı)
291-) Eşşeeng yoksa enişteeğn de mi yok
292-) Patos (Şişman ve tembel)
293-) Her avradın adı bir (Tembel ve pasaklı kadınlar için kullanılır)
294-) Yarın seni beni beğenmez (Küçük çocuklar için kullanılır)
295-) Esnek esnek getirir, esnek avrat getirir
296-) Eşşek …uruğuna saymak (Birinin sözlerini önemsememek, hiçe saymak)
297-) Biz burada eşek mi …utturuyoruz. (Beni neden ciddiye almıyorsun?)
298-) Bizi dilemiş gelmiş.
299-) İt yalasa doyar. (Çok pis).
300-) El akıllanır, bizimkiler de delleniyor.

Kahramanmaraş Yöresinden Seçmeler.

Zibil= Çöp
Marhama=Havlu
Süllüm=Merdiven
Hapab=Takunya
Duluk=Yanak
İrişkit=Sucuk
Seki=Avlu
Ede=Kardeş, Arkadaş
Eşki=Ekşi
Leçer=Reçel
Püsük=Kedi
Dulda=Gölge
Asbab=Kıyafet
Ebe=Nine
Uluk=Çürük
Goruk=Olgunlaşmamış Üzüm Taneleri
Melefe=Yorgan
gaziantep'ten seçmeler... ilk aklıma gelenler...

ağam, yorum, rafık: bir hitap şekli (gardaş, birader gibi)
hanek: söz, laf
haneğin uluğu: alakasız laf
süllüm: tahta merdiven
cıncık: cam
ganne gırığı: kırık cam parçası
hussu: bilerek, mahsus
mahmil: eskiden buzdolabı yerine kullanılan ersak konulan dolap
çimmek: yıkanmak
peşkil: havlu
bahdeniz: maydanoz
umsuruk etmek: çatlatmak
kahke: simit
hös(mek): sus(mak)
kerc(etmek): taklit etmek
hayır: incir
kötek: dayak
sumsuk: yumruk
made: mide
ambel beter: daha kötü
dombalak aşmak: takla atmak
yidiken yıhılasın dalhan devrilesin: yiğitken yıkılasın, dal iken devrilesin (beddua)


28 Şubat 2014 Cuma

Fetihler Armağanı Bir Şive: İstanbul Şivesi

Fetihler Armağanı Bir Şive: İstanbul Şivesi


İstanbul, bize atalarımızın hediye ettiği, dünyanın boynuna takılmış ve harika bir gerdanlık gibi duran, yer yer mercan renkli şüheda kanları ile lahuti bir renk kazanmış vatanımızın eşsiz incisidir. Bu muhteşem yadigarı, bize bırakanlar ona neler kazandırmışlar, onu nelerle süslemiş ve bezemişler; ah, değerlerine ve mefahirine sahip çıkmayan bizler bir idrak edebilsek!...

Meşhur Molla Cami, İstanbul’un fetih senesinin işaretini Mucizeli Beyan’da geçen “Beldetün tayyibetün” tabirinin gösterdiği 857 hicri tarihi ile bulmuştur. Bu hicri tarih ise, miladi 1453 ederek, dünyanın başında bir taç olarak duran vatanımıza, İstanbul’un bir sorguç gibi katıldığı tarihtir. Zaten fetih, açık ifadesiyle, şanlı Nebinin (s.) dilinde bir müjde halinde bize intikal etmiş bulunuyordu.

Payitaht olan İstanbul’a Fatihi imiz tacıyla tahtıyla yerleşirken bütün ulema ve sanatkârlarımız da “saadet kapısı” dedikleri bu şehre göçmüşlerdi. Dünyanın her tarafından akıp akıp gelenlerle bu “şehri İstanbul” güzelleşecek, “yek sengine” yani bir taşına bile “acem mülkü” feda edilebilecek kadar kıymet kazanacaktır.

İşte bu arada dilimiz de “oluş ve yontuluş” unu İstanbul’da tamamlamış, dillerde incelip güzelleşerek şeffaflaşmış ve nadide bir “İstanbul Şivesi” doğmuştur. Bunda kimlerin emeği yoktur ki!..

İstanbul konuşması, Türkçenin, tarihde ve coğrafyada ulaştığı büyük güzelliktir. Bu dil bir imparatorluk merkezinde, bir imparatorluk coğrafyasından akıp gelen seslerle ve çok zengin dil değerleriyle meydana gelmiş, muhteşem bir dil ve musiki sentezidir. Bu terkibi meydana getirmek için Türkler bir taraftan Tuna boylarında ses almış, öte yandan Afrika ülkelerine yayılmış, Kafkas dağlarından, Nil suyunun akışından Türkçeye sesler getirmişlerdir.

Bunun için, geniş imparatorluk coğrafyasında kaç vatan çocuğu askerlik vazifesiyle nice ülkeler görmüş; kaç vatan çocuğu birbirinden çok uzak şehirlerdeki kızlarla evlenmiş; Vatanın her köşesindeki halis evlatlarını kaç milletten gelin gelen kızlar dilimizi öğrenmiş; Çocuklarımıza anne olarak, evlatlarına, sesine ses kattıkları, her gün daha zengin bir ana dili öğretmişlerdir.

Böylelikle Türkçe ve bilhassa İstanbul Türkçe’ si sayısız insan tarafından işlenmiş müstesna bir lisan olmuştur.

İstanbul Türkçesi, Tıpkı İstanbul gibi yalnız İstanbulluların değil, bütün milletimizin müşterek eseridir. Bu eser İstanbul’ un çeşitli semtlerindeki dil potalarında eriyip kaynaşan sentetik bir telaffuzdur.

İstanbul’un Kanlıca, Kandilli, Beylerbeyi, Çamlıca, Erenköy gibi semtlerindeki eski konaklarda, köşklerde ve yalılarda Türkçeyi bir musiki gibi seslendiren, eski Türk kadınları, bu dili, eskiden hemen yalnız Farisi için kullanılan bir tabirle bir kuş dili haline getirmiş, öylesine tabii bir ses ve ifade güzelliğine ulaştırmışlardır.

İstanbul Türkçesinin bir şivesi de, Osmanlı Sarayından dışarıya gelin giden ve kendilerine “saraylı” denilen bütün tarih boyunca lisanı halis Türkçe olmuş kızların eseridir. Bunlar anne oldukları zaman çocuklarının diline işledikleri Sarayda konuşulan asil, kibar kelime ve tavırlarla, İstanbul’ daki halk Türkçesinin birleşmesinden de ağır, tadına doyulmaz bir söyleyiş meydana getirmişlerdir.

Türk dil kurumunun bir zamanlar dilimize kelime kazandırmak yolunda düştüğü büyük hatalardan biri de derleme yoluyla topladığı kelimeleri ‘ORTAK DİL” e mal etmeye çalışmasıdır. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde kullanılan diyalektleri müşterek dile katmak teşebbüsü dillerin tekâmül tarihini ve şartlarını hesaba katmamaktan ileri gelen beyhude gayretlerden biridir. Bir “İVEDİ” kelimesinin “ACELE” veya “MÜSTACELİYET” kelimesinin yerini bir türlü alamaması, bölge dilini ortak dile mal etme düşüncesinin ne kadar yanlış olduğunu gösteren bir misaldir.

Müşterek dil (La langue commune) ki buna biraz yanlış olarak (ortak dil) de diyebiliriz. Çeşitli bölge dileri arasındaki tarihi müsabakada yalnız birinin galebesine ve hâkimiyetine dayanır. Bu galebenin içtimai amillere, kültür gelişmesine ve politikaya bağlı bir çok şartları vardır.

Antikite Yunanistan’da, çoğu edebiyata geçmiş çeşitli diyalektler konuşulurdu. Atina’nın kültür üstünlüğü kendini kabul ettirdikçe onun diyalektiği olan Atik bütün Yunanistan’ın örnek ve ortak dili olmaya başladı. (Le language Prof. Ed. Sapir sa:144)

Eski İtalya’da ve gittikçe de batıda ortak dil olarak yayılan Latince aslında Roma dili, yani bir şehrin dilidir.

Burada şehrin devlet merkezi olarak aldığı ehemmiyet Roma Dili’nin bütün bölge dillerine hakimiyetinin başlıca sebebidir. (La language. Vendryes. Sa:310)

Aynı şekilde Fransızca da bir devlet merkezi dilidir. Paris’in siyasi ve kültürel ehemmiyeti arkaik “ile de France” lehçesinin “Fransızca” nın bütün öteki diyalektlere hakim olmasının, hatta flaman ve bretonlara yayılmasının sebebidir. 17. asırda sabit şeklini alan bugünkü Fransız dili; Paris burjuvalığının dili, yani bir şehir dilidir. Onu evvela saray, sonra taşra kabul etmiş, onu kullanan büyük muharrirler yerleşmesine ve yayılmasına hizmet etmişlerdir.

İspanyolca da kaotilla siyasi ve edebi hakimiyetinden doğan bir ortak dildir.Fakat İngilizce çeşitli diyalektlerin birleşmesinden vücud bulmuştur. Çünkü Londra bütün taşra bölgelerinden gelen halk kitleleriyle nüfusu artan bir şehirdir. Ortak dil onların diyalektlerinin tesiri altında kaldı. 17. asırda İngilizce’ nin henüz tesbit edilemeyen telaffuzunun çeşitliliği bundandır.

Almanya’da devlet merkezi yeni teşekkül etmiştir. Ve Almanca’ nın ortak dil haline gelmesinde rolü yoktur. Almanca her şeyden evvel bir yazı dilidir ve başarısını “dini amillere” borçludur. Reform hareketinden Luther’ in Almancası bütün Aşağı Almanya’ya yayılmıştır.

Türkçe; Yunanca, Latince, Fransızca, İspanyolca gibi devlet merkezlerinden (İstanbul’dan) gelen bir politika, edebiyat ve kültür hâkimiyeti ile ortak dil halini almıştır. İstanbul dilinin bölge dilleri arasındaki seçkinliğinin ve hâkimiyetinin sebebleri 500 senelik bir tarih oluşu içinde aranmalıdır. Bugünkü devlet merkezi Ankara’ya intikal eden dil de İstanbul dilidir. Büyük tarihi hadise ve ameliyelerin meydana getirdiği bu Türkçe’ yi bölge dilleriyle karıştırmak hiç bir “kurum”un, hatta bir akademinin harcı değildir. Müstakbel tarihin uzun gelişme asırları içinde Türkçe’ nin geçireceği tekamül merhalelerini bugünden bilmeye ve tesbit etmeye imkan olmadığı için, derleme yoluyla yeni bir Türkçe ortaya koyma gayretleri bir ütopyaya kurban olmaya mahkum görünüyor.

Bölge dillerinden aktarılmak istenen kelimeler tutmamıştır. Mesela “defa” yerine konmak istenen “kez” —ki doğrusu (gez) dir. Ve Rahmetli Refik Paşa’ya göre Farsça’ dır
— sevilmeyen kelimelerden biri halinde kalmıştır.

Misâl pek çok.

Türkçemizi özleştirme ve zenginleştirme hamlesinde, arkaik (eski ve ölü) kelimelere veya bölge dillerine baş vurmanın bu güzel ve zaruri hamleyi baltalamaktan başka neticesi olmadı ve olmayacaktır. Dilcilerimizin ve edebiyat amatörlerinin bunu anlayacakları güne kadar gerçek münevverlerin, ‘sözde yeni” dil davranışlarına karşı tiksintisi devam edecektir.

Nihad Sami Banarlı İstanbul konuşması için şöyle diyor Türk Tarihinin son 700 senesinde kurulan en büyük medeniyet, Anadolu ve Balkanlar Türkiyesi’ nde Osmanlı Medeniyetidir. 500 seneden beri, böyle bir medeniyete dil, kültür ve sanat merkezliği yapan İstanbul şehrinde ise Türkçemiz’ in büyük tekâmül göstermesi çok tabiidir.

Esasen her medeniyet dili, o medeniyete kültür merkezliği yapan şehirlerde işlenir. Bu sebeble dünyanın her ülkesinde her dilin en iyi konuşulduğu bir yer, bir bölge, bir şehir vardır. Londra İngilizcesi, Berlin Almancası ne ise İstanbul Türkçesi de öyledir. Hatta Fransızlar bu mevzuda ileri giderek, uzun zaman Paris Fransızcasından da üstün ve merkezi bir sanat lisanı düşünmüşlerdir. Buna göre en güzel Fransızca, bu dilin Paris’te Comedie Francaise’ de konuşulan şeklidir.

İstanbul Türkçesi, daha ilk anlardan başlayarak yalnız İstanbullular tarafından değil, imparatorluğun her tarafından gelen Türkler ve Türkleşenler tarafından işlene işlene güzelleşmiş lisandır. 0 kadar ki bu dilin güzelleşmesi için, asırlarca, bütün bir imparatorluk çalışmıştır. Aynı dil, bilhassa yazı dili olarak, bütün imparatorluk coğrafyasındaki münevverler tarafından elbirliğiyle yükseltilmiştir.

Konu ile alakalı resim için tıklayınız.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Better English Pronunciation..


Better English Pronunciation


 Bu sahada başarılı olmak için iyi bir sesin ne gibi özellikleri olduğunu da bilmek icab eder:

1. Sesin İşitilir Olması

Konuşmaya başladığımız zaman sesimizi, yakınımızda veya birinci, ikinci sırada bulunanlar için değil en uzaktakiler tarafından işitilip işitilmeyeceğim göz önüne alarak ayarlamalıyız.

2. Canlı Olmak

Konuşulan mevzu ve meselede başarı kazanmak için, canlı olmak başta gelir. Ses kadar vücudun da canlı olması gerekir. Aksi hâlde konuşulan şeyler dinleyenlerin ilgisini çekmez.

3. Sesin Ayarlanması

Sesin tabii ahengini muhafaza etmeye çalışmalıdır. Sesimizin tonu yüksek ise hafifletmek için gayret sarfetmeliyiz. Monoton bir ses de dinleyenler üzerinde iyi tesir bırakmaz. Sesin eğilir-bükülür, hisleri aksettirmeye, heyecanları duyurmaya, her manayı ifadeye elverişli olması, konuşmanm başarısı için önemlidir.

4. İfadede Değişiklik

Yazıda ehemmiyetli olan ifade değişikliğine dinleyicilerin ilgisini çekmek için sözlü ifadeye daha çok dikkat etmek gerekir. Fikirlerin ehemmiyetine göre ahenkçe hafif, yumuşak, sert kelimeleri, maksadı anlatmaya daha tesirli kelimeleri kullanmaya çalışmalıdır.

5. Temiz ve Doğru Telaffuz

Her kelimenin tek başına olduğu kadar, cümlede aldığı manaya göre de söylenişine dikkat etmek, söylenenlerin tesirini kolay anlaşılmasını sağlamaya yarar. Mesela, "Bu akşam saat, sekizde size geleceğim." demeyiniz. "Bu akşam, saat sekizde size geleceğim." tarzında telaffuz ediniz.
İyi konuşanlar, hemen her yerde iyi karşılanırlar. Derdimizi başkalarma anlatabilmek de bizim için önemlidir. Bu fırsattan faydalanmamak, zihin çalışmasının bozulmasına sebep olduğu gibi, insanı cinnete kadar götürebilir, bunun içindir ki kanun nazarında verilmesi mümkün cezalarm en kötüsü tek başına bir yere hepsedilmektir. Fikirlerin samimi, riyasız, gerçeğe uygun olması, konuşmayı iyi kılan vasıflardandır; gevezelik, kavgacılık, gibi şeyler hakkında saçma sapan konuşma hemen hiçbir yerde tutunamaz.
İyi bir konuşmacı olabilmek için tutulacak yol, önce samimi ve dürüst, aynı zamanda vaziyeti hâlin icaplarını kavrayarak anlayışlı olmaktır.
Şimdi de sözlü anlatımın öğretmen ve öğrenciler tarafından uygulanması üzerinde duralım: Sözlü ve yazılı anlatım için ders saatleri ayrı olmamalıdır. Yani metin üzerinde yapılan anlama etkiliğinden normal bir hava içinde anlatım etkiliğine geçilmeli. Sözlü ya da yazılı anlatıma girilmelidir.
Metin çözümlenmesi sırasında anlatım etkinliği içinde bulunulduğu unutulmamalı, anlama veya anlatma etkinliği iç içe kaynaştırılarak yürütülmelidir.
Ama bu; okuma parçasının olay ve düşüncelerini yani konusunu bölmeden, dağıtmadan yapılmalıdır.
Metnin dil ve anlatım özelliği açıklatılırken öğrencinin yaşayışında, kendi dilinden örneklerle karşılıştırmalar yaptırılarak dil ve anlatımın niteliklerini somutlaştırarak, sözlü ve yazılı denemeler ve eliştiriler yaptırılmalıdır.

Popular Posts