Öne Çıkan Yayın

kelime videoları

https://www.youtube.com/channel/UC91Wrsi_25Ts3280rX8CLDw                                               ...

8 Ocak 2015 Perşembe

YDS 2015 hazırlık - çok çıkan kelimeler -

fit to = bağdaşmak, uymak, match, süit

floating = havada asılı duran, (tahta parçası vs. için)
denizin hareketiyle su üzerinde yüzen /
sürüklenen, (a floating ship = denizde
sürüklenen bir gemi)

flourish = gelişmek, büyümek, ilerlemek, grow,

develop, zıt anl.= fade

forecast = önceden tahmin etmek, predict,
anticipate, foresee

frustrating = (yoğun çabaların karşılıksız kaldığı
durumlar için) asap bozucu, sinirlendirici,
annoying, exasperating


gain in favour = rağbet görmek, taraftar toplamak

get into = (yaramazlık, inatçılık vs.) etmek, başını
(belaya, sıkıntıya vs.) sokmak, be involved in


get used to = (bir şey)’e alışmak, adapte olmak,
adapt oneself to, familiarize oneself with


get away with = yanına kar kalmak


give in to = (birisi)’ne yenilmek, teslim olmak,

surrender to, succumb to, submit to, zıt anl.=



conquer, resist



glimpse (fiil) = bir an için görmek, kısaca göz

gezdirmek, anlık / kısa bakış


head for / to / towards = (bir yer)’e doğru gitmek,
yolculuğa hazırlanmak, yönünü (o yer)’e doğru
çevirmek


in consequence = (bunun) sonucunda, (buna) bağlı
olarak, as a result

initially = öncelikle, aslında, esasen, önceleri,
başlangıçta, primarily, essentially, at first,
originally, in the beginning, zıt anl.= finally


insignificant = önemsiz, değersiz, unimportant, zıt
anl.= significant, important


 

5 Ocak 2015 Pazartesi

The first conditional

The first conditional

We use the First Conditional to talk about future events that are likely to happen.
If we take John, he'll be really pleased.

If you give me some money, I'll pay you back tomorrow.

If they tell us they want it, we'll have to give it to them.

If Mary comes, she'll want to drive.


The 'if' clause can be used with different present forms.
If I go to New York again, I'll buy you a souvenir from the Empire State


Building.
If he's feeling better, he'll come.

If she hasn't heard the bad news yet, I'll tell her.


The "future clause" can contain 'going to' or the future perfect as well as 'will'.
If I see him, I'm going to tell him exactly how angry I am.

If we don't get the contract, we'll have wasted a lot of time and money.

The "future clause" can also contain other modal verbs such as 'can' and 'must'.
If you go to New York, you must have the cheesecake in Lindy's.

If he comes, you can get a lift home with him.

Dilde Değişmenin Sebepleri

Birkaç Örnekte gösterdiğimiz şekilde, dilde değişmenin türleri konusunun derinlemesine incelenmesi, bizi kendiliğinden, dilin değişmesinde sebeplerin ne olduğu sorusuna götürmektedir. Çünkü söz konusu olan, bir kişinin konuşmasında
ara sıra, tesadüfen görülen sapmalar değil, dilin kendisindeki değişikliklerdir. Yenilikler bir seçimin mümkün olabileceği şekilde kabul edilmemektedir, bağlayıcı kurallardır; bunlara uymayan, dilde yanlış yapmaktadır. Kimse Almanya’da reiten yerine eski riten’i, schnitt yerine schneit’i kullanamaz, Fische fliefien diyemez ve bunları yapmak için, 750 yıl önce bu şekil tek doğru şekildi diye bir görüş ileri süremez. O gün doğru olan bugün yanlıştır, tersi de aynı şekilde geçerlidir. Bu nasıl oluyor?


Soru, dilcilerin başım çok ağntmıştır, ve zaman içerisinde bu konuda bazı teoriler ortaya atılmıştır. Önce, dildeki değişikliklerin tabiat, kanunları türünde olduğuna inanan bir görüş ileri sürüldü. Bu, özellikle Max MÜLLER’in temsil ettiği bir düşünceydi. Bunu gerçekleştirebilecek tabiî güçlerin neler olabileceği sorulduğunda, iklimin ve toprağın vasıflarının etkisi öne sürülüyordu (72). Fakat bugüne kadar, yüksek ve dağlık yerlerde yaşamanın dilleri belirli - tipik bir tarzda değiştirdiği, veya kumlu ve kayalık sahillerde yaşayanların her yerde konuşma tarzlarında aynı belirli özelliklere sahip bulunduğunu, ya da tropik bölgelerdeki bütün dillerin, kutuplara yakın bütün dillerden karakteristik olarak farklı olduğunu kimse ispata muvaffak olamamıştır, kimse de bunu zaten denememiştir bile.
Ayrıca, İngilizce, İspanyolca, Çince örneklerinde gördüğümüz gibi, dilin yayılım alanı çok sayıda bölgeyi içine alıyorsa, bu durumda uyuşma, elbette ortaya çıkabi len sapmalardan çok daha önemli olmaktadır; sapmaların da iklimin eseri olduğu zaten hiç ispat edilemez.

Fakat işte bu ön şart ile ilgili olarak, 1950’de Pravda gazetesinde sürdürülen ve bizzat Stalin’in bir görüş bildirmesiyle sonuca bağlanan şiddetli bir tartışma çıktı . Tasavvur edin: Dil teorisi konusunda, günlük bir siyasi gazetenin sütunlarında sürdürülen ve yönetimin başındaki devlet adamının bizzat yazdığı bir makale ile sonuçlandırılan bir tartışma! Bu da ispat ediyordu ki, burada bahis konusu olan çıplak teoriden fazla bir şeydi ve dilin toplumdaki rolü konusundaki görüş, Sovyet yönetimi açısından oldukça önemli siyasî bir anlam taşıyordu. Gerçekte, Marr’in teorisi elbette bilim açısından bakıldığında da hatalı ve yanlıştır.

 

Popular Posts