Öne Çıkan Yayın

kelime videoları

https://www.youtube.com/channel/UC91Wrsi_25Ts3280rX8CLDw                                               ...

24 Kasım 2016 Perşembe

YDS ingilizce notlar

YDS ingilizce notlar


sınava hazırlık için notlar, değişik kursların çalışma mataryelleri, çıkmış sorular ve çözümleri






31 Ekim 2016 Pazartesi

Business English İş İngilizcesi

Business English  İş İngilizcesi


Değişik iş dallarına göre ingilizce




Peter Watcyn-Jones - Test Your Vocabulary

Peter Watcyn-Jones - Test Your Vocabulary


Kelime geliştirmek için





Bookworm Adventures

Bookworm Adventures


Build words and battle monsters in this spelling sensation! Help Lex rescue his friend Cassandra by forming words from the letter jumble. Survive three mythic storybooks and boost your power with fantastic gems, potions and magical treasures. It’s the ultimate test of vocabulary valor!

Harika bir kelime oyunu, kolaydan zora doğru giden iyi  tasarlanmış bir oyun !











27 Ekim 2016 Perşembe

22 Ekim 2016 Cumartesi

19 Ekim 2016 Çarşamba

13 Ekim 2016 Perşembe

11 Ekim 2016 Salı

Yedi Kapıya Yedi Aşure ...

Bazı günler vardır ki tarihte meşhur hâdiseler hep bu günde cereyan etmiştir. Aşure günü de denilen Muharrem ayının onuncu günü böyledir. Bugünde pişirmek âdet olan tatlıya da aşure denmiştir.
İslâm tarihlerinde yazar ki, Hazreti Âdem’in tövbesinin kabulü, Hazreti Nuh’un gemisinin tufandan kurtulması, Hazreti Yunus’un balığın karnından çıkması, Hazreti İbrahim’in Nemrud’un ateşinde yanmaması, Hazreti İdris’in göğe çıkarılması, Hazreti Yakub’un oğlu Yusuf’a kavuşup gözlerindeki perdenin kalkması, Hazreti Yusuf’un kuyudan çıkması, Hazreti Eyyüb’ün şifaya kavuşması, Hazreti Musa’nın Kızıldeniz’den geçip, firavunun boğulması ve Hazreti İsa’nın doğumu ve göğe çıkarılması Aşure günündedir.
Bu sebeple İslâmiyet Aşure gününe kıymet verir. Hazreti Peygamber Medine’de iken Yahudilerin oruç tuttuğunu görüp sebebini sordu. "Allah, bu günde Beni İsrail'i düşmanlarından kurtardı. Şükür olarak Hazret-i Musa o gün oruç tuttu'' dediler. Bunun üzerine Hazreti Peygamber “Kardeşim Musa’nın yaptığını yapmaya ben daha layığım” buyurarak oruç tuttu. Ramazan orucu farz kılınana kadar Müslümanlar bu günde oruç tuttular. Sonra bu gün oruç tutmak sünnet olarak kaldı. Âşûra, İbranice 10. gün demektir.


AMBARDA NE KALDIYSA
Bu günün bir hususiyeti de aşure tatlısıdır. Eskiden her tatlının bir zamanı vardı. Baklava bayramda, kadayıf düğünde, güllaç Ramazan’da, lokma kandilde, helva ölümde yapılırdı. Başka gün birine lokma verseniz, “Hayırdır kandil mi?” diye şaşardı. Rivayete göre Hazreti Nuh’un gemisindekiler tufandan kurtuldukları gün ambarda kalan az sayıda zahire ve yemişi çıkarıp birbirine katarak bu tatlıyı yapmışlar. Bu sebeple hemen her cemiyette birbirine benzer şekilde aşure yapılır. İçine en az yedi çeşit katmaya da itina edilir. Yarma, nohut, fasulye, pirinç, kayısı, üzüm, dut, erik, incir, fıstık, portakal kabuğu ve elma (veya armut) konur. Nar, ceviz, badem, kuşüzümü, fındık ve tarçın ile süslenir. Lokma, helva gibi konu komşuya dağıtılır. Bunun için en az yedi kapı dolanılır.
Nitekim bazı sayıların hususiyeti olduğuna inanılır. Kendinden başkasına bölünemeyen 7 de böyledir. Haftanın günleri, yerler, gökler, cehennem yedidir. Tavafta Kâbe yedi kere dönülür. Şeytan taşlama yedişer taşladır. Bir sığırı en çok yedi kişi kurban eder. Kur’an-ı kerim yedi lehçe üzeredir. Secde yedi uzuv üzerinde olur. Fâtiha yedi âyettir. Eshab-ı Kehf yedi kişidir.
Din âlimleri Hazret-i Nuh’un gemideyken pişirdiği rivayet edilen aşure tatlısını 10 Muharrem’de ibadet niyetiyle pişirmeye cevaz vermemiştir. Çünki Hazret-i Nuh’un böyle bir tatlı pişirdiği, Hazret-i Peygamber ve sahabe-i kiramdan bildirilmiş değildir. Demek oluyor ki bugün veya başka zaman ibadet maksadı olmaksızın aşure veya başka tatlı pişirip dağıtmak mahzurlu değildir. Hatta sevaptır. Nitekim İbni Âbidîn’in nakline göre İslâm dünyasında Aşure günü bu tatlıyı pişirmenin âdet olması, Hazret-i Muhammed’in “Kim Aşure günü çoluk çocuğunun maişetini geniş tutarsa, bir sene boyu onun da maişeti geniş olur” hadîsine uymak içindir. Çünki aşure tatlısında çok çeşitli gıda maddeleri bulunmaktadır. Bu genişlik onlara da şâmildir. Dinî hususlarda gayrımüslimlere benzemeye cevaz verilmemiş; ama âdetlerde benzemekte mahzur görülmemiştir. Bu sebeple aşure orucu da yalnızca bugün tutulmaz. Hazret-i Peygamber bu günün orucunu, 9’u veya 11’i ile beraber tutmuştur.
Aşure günü aynı zamanda Hazreti Hüseyn’in Kerbelâ’da şehid edildiği gündür. İslâmiyette matem tutmak yoktur. Olsaydı Hazret-i Peygamber’in vefatı için tutulurdu. Müslümanlar Kerbelâ için her zaman üzüntü duyar.
GOLİFA MI SANDIN?
Rumlar aşureye koliva derler ve yeni yılın ilk ayında bol bol pişirirler. Türklerden farklı olarak bakliyat yerine kuruyemiş koyarlar. Kıbrıs Türkleri kolivayı kendi lehçelerinde golifa yapmışlar. Hatta Kıbrıs’ta “Golifa gibi dağıtmak” diye tabir vardır. Bir şeyi çarçur edene de “Golifa mı sandın?” denir. Ermeni aşuresi Rumlarınkine benzer. Anuş abur (Tatlı çorba) denir.
Anadolu’da bazı yerlerde aşure cıvık yapılır, adına da aşure çorbası denir. Kazanlarla yapılıp herkese dağıtılır. Fevkalâde gıdalı ve lezzetli, ama pişirilmesi zor bir tatlıdır. Malzemesi farklı zamanlarda ve ayrı ayrı pişer. Usulünce zamanı geldiğinde karıştırmak, şekerini en son katmak, biraz daha pişirip sonra kaplara koymak gerekir. Şekeri fazla olursa tadından yenmez, az olsa bir şeye benzemez. Buğday, fasulye, nohut diri olsa, ağza gelir, tadı bozar. Eriyip gitse olmaz. Malzemeden birisi bulunmasa, neyin eksik olduğunu anlaşılmasa bile hissedilir. Çalışan kadınların çoğaldığı günümüzde aşure yapmak kolay değildir. Ama şimdi hazır aşure bile imal edildi. Eskiler aşure sevmişler. Çocuklara yedirmişler. Misafirlere yedirmişler. Konu komşuya dağıtmışlar. Geleneği devam ettirmek bakımından bu insanlık tarihi kadar eski tatlıya sahip çıkmak vecibe olsa gerektir.
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

28 Eylül 2016 Çarşamba

27 Eylül 2016 Salı

YDS sınav istatistikleri



2014 ilkbahar ve 2016 sonbahar YDS sınavı istatistikleri, sonuçlar birbirine bir hayli yakın.

 İngilizce öğrenememe durumumuzda standardı tutturmuşuz.

İki istatistiktede puanı 50 altı olanlar, 50 üstü olanlardan  fazla.

İngilizce öğretmenlerimize çok iş düşüyor. Tabi ki  


   "Marifet iltifata tâbidir, müşterisiz meta zâyidir."   


deyişinde anlatıldığı gibi, öncelikle Milli Eğitim Bakanlığının kendine düşen vazifeyi yapıp, hocalarımızın önünü açmaları lazım.






                                                                        2014 ilkbahar




 
                                                                   2016 sonbahar



9 Eylül 2016 Cuma

Eli Picture Dictionary English

Eli  Picture  Dictionary  English









Cambridge - English Phrasal Verbs in Use (Advanced)

Cambridge - English Phrasal Verbs in Use (Advanced)









Longman Phrasal Verbs

Longman Phrasal Verbs









Phrasal verbs are nearly always made up of a transitive verb and a particleCommon verbs with their most frequent particles are:
bring:about, along, back, forward, in, off, out, round, up
buy:out, up
call:off, up
carry:off, out
cut:back, down, off, out, up
give:away, back, off
hand:back, down, in, on out, over, round
knock:down, out, over
leave:behind, out
let:down, in, off, out
pass:down, over, round
point:out
push:about, around, over
put:across, away, down, forward, off, on, out, through, together, up
read:out
set:apart, aside, back, down
shut:away, in, off, out
take:apart, away, back, down, in, on, up, over
think:over, through, up
  


5 Eylül 2016 Pazartesi

YDS 2016 ingilizce sorular

yds 2016 nisbeten kolaydı, 30 dak. ilave süre ile tadından yenmez hale geldiğini ümit ediyoruz !

VOCABULARY
1. Evidence that dinosaurs …
2. not completely clarify
3. That we have the ability to detect and discriminate minute differences in the fat content of our food suggests that this abil-ity must have had considerable evolutionary importance. 
4. rest on whether … 
5. dramatic fall
6. cope with new experiences and relationships 


TENSES AND VERBALS
1. have survived up to recently / may find 
2. Kant introduced / is
3. has survived /may …
4. enabled them to be developed / is possible to test


CONNECTORS
1. in spite of (… still …)
2. as the polar ice melts and seas expand 
3. so that it can reach its destination 
4. so … that … 


PREPOSITIONS 
1. among women/ based upon 
2. play a role in / information on 




SENTENCE COMPLETION
1. while hunter-gatherers exist even today, their era ended when the first agricultural societies appeared 10,000 years ago. 
2. ... the majority of the world population lives in cities, they are under pressure for infrastructure. 
3. though Antarctica is claimed by seven nations, their territo-ries are not recognized by international community
4. although there is no standard definition for smart phones, it is just a phone with multiple advanced functions in its basic sense 
5. it is not easy for a founder to sell their business, no matter how much money it promises to make from a good sales deal
6. Railways date back,…… it was in 1840 that they really gained ground
7. Children learn some lies are permitted or even encouraged. For example when somebody gives a gift they don’t really like they pretend to like it so as not the hurt the feelings of the other person.
8. After securing …, Thailand is an attractive place with its ability to recover … 
9. When people are sad they don’t like to be encourage to be cheerful because it reminds them that their response doesn’t conform to social norms. 
10. as some people have scented sweat , this allows insects to detect them from 45 m. especially attracting mosquitoes. 

CLOZE 1 (INDUSTRIAL REVOLUTION)
1. utilizing major sources
2. as opposed to individual and primitive production
3. this practice spread across the world
4. pioneered ways to mass-produce clocks and …
5. though it (mass manufacture) was not unknown in the South


CLOZE 2 (READING SKILL) 

Reading does not come naturally; it is a difficult skill that must be acquired painfully. Once learnt however it is rarely, if ever, forgotten. So we do not have to worry about forgetting how to read because the skill is firmly established in our long-term memory banks. Despite the retention of the skill of reading in permanent memory, an entirely different type of memory is required during the active process of reading itself. While read-ing, we must retain a short-term “working memory” for what has just been read. Some of the information acquired while reading may be committed to long-term memory, but much is remembered for just long enough to enable you to understand the text. Memories must somehow be represented physically in the brain. Brain chemistry and structure is altered by experi-ence and the stability of these changes is associated with the retention duration of the memory. (Brain: A Very Short Intro-duction by Oxford)


TRANSLATION
1. uykusuzluk hemen hemen tüm meslekler özellikle gece vardi-yasında...
2. Wind simply means (basit anlatımıyla rüzgar…) 
3. vücudumuzda 100 milyondan fazla mikrop olup çoğu bağır-sakta yaşar







1. READING (DROUGHT IN AUSTRALIA)
1. There is a sharp decline in livestock and agriculture
2. Main concern is to warn the USA about possible consequenc-es of droughts 
3. Southern US and Australia have resemblance in geographical
4. It has a positive impact as it drawspublic attention to droughts




2. READING (EINSTEIN & NEWTON)
1. Author’s opinion is appreciating
2. Einstein is the greatest scientist because Newton had no competitor or rival ya da Einstein had rivals 
3. We need a second Einstein When there is a need for ground-breaking idea ya da new thought 
4. Genius more innovative (creative) and talented (skilled) than the others


3. READING (EDUCATION IN INDUSTRIAL COUNTRIES)

1. Title of the passage: Future of education in Industrial Coun-tries
2. Industrialized countries have to invest in education in order to compete with other countries
3. industrialized nations can’t compete with developing nations because they are cost-effective in terms of labor force.
4. at no time was education such a factor in inequality among people 



4. READING (GLACIERS IN GREENLAND)

1. sea levels have increased (benim yanlış )
2. increase (accelerate) 
3. consequences of glacier melting in Greenland
4. Zachariae Glacier will probably continue to melt 


5. READING (FOLDSCOPE)
http://www.popsci.com/article/gadget...pe-less-dollar

In the Foldscope, invented by Stanford University engineers, creased paper creates a scaffold, which holds a lens and an LED in alignment. A microscope slide sits between them. As users peer at the sample, they flex the paper to adjust the lens and change the focus. The simple assembly can magnify objects more than 2,000 times. Lead developer Manu Prakash originally saw the Foldscope as an inexpensive way to diagnose disease in developing countries. But he soon realized it could also help excite a new generation of scientists. “You learn to appreciate the microscopic cosmos by actually exploring it yourself,” he says. To arm aspiring scientists with a crowd-sourced manual of experiments, the inventors launched a beta test. More than 11,000 applicants from 130 countries—ranging from six-year-olds to Nobel Laureates—volunteered to fold their own micro-scopes and use them for an original research project. They plan to study bee parasites, identify “micro-fossils” the size of sand grains, and more. Reproducing those experiments, Prakash hopes, will inspire students to then make their own discoveries. “In my mind, every biology book should have a Foldscope as the last page,” he says. “Because you’re not just imparting knowledge, you’re also imparting the tools to gain that knowledge.” 

1. portable and made of paper
2. Initially developed to diagnose diseases in developing coun-tries
3. a great variety of people from 6 year olds to Nobel Prize winners
4. foster scientific thinking (excite a new generation of scien-tists)


DIALOGUES

1. Music is related to genes. What does it mean in layman terms? (Thanks to your inner ear’s structure, you can play an instrument without looking at the notes.)
2. what does it take to be an accountant? (names of the schools and universities preparing students)
3. It is the only one that compares young and old brains. (why is yours different from other brain banks)
4. I see you disagree with those saying that, don’t you? (leisure time of the rich) (I do. …)
5. Psychologists say just the opposite. (futbol maçında bahis) 



IRRELEVANT

1. the hunt for Alzheimer medicine (3/4)
2. Tobacco and cotton (4) 
3. Cuttlefish (4) (its skin is loaded with)
4.1. Ev bitkilerin bazı dönemlerde susuz bırakılıp dinlendirilme-leri lazım. 2. Bitkilerin az ışıklı/ışıksız ortamda dinlendirilmeleri gereklidir. 3. Susuz kalan bitkinin saksıdaki toprağı kurur ve büzüşür. (soil gets dry and compacted) 4. Tekrar sulandığında ise bitki birden gelişir. 5. Bu süre boyunca yeterli ışık sağlanmazsa beklenen gelişme gözlenmeyebilir. 
5. Previous attempts have reduced heart transplants. 



PARAGRAPH COMPLETION
1. In agricultural societies
2. instruments radar and tele-… (organisms in the air) 
3. (Wolf therapy) … for those who are in the program
4. It depends on the value that an individual places on success 



RE-WRITING 
1. (obesity after smoking continues to kill people from prevent-able diseases) along with 
2. Provided that… (Hypnotherapy)
3. Because of contamination of drinking water 
4. (Crime rate) becoming more common

Australia experienced the worst and most consistent dry period in its recorded history over much of the past decade. The Murray River failed to reach the sea for the first time ever in 2002. Fires swept much of the country, and dust storms blanketed major cities for days. Australia’s sheep population dropped by 50 percent, and rice and cotton production collapsed in some years. Tens of thousands of farm families gave up their livelihoods. The drought ended in 2010 with torrential rains and flooding.
Australia’s Millennium Drought is a wake-up call for residents of the drought-plagued southwestern US and for all of us. What happened in Australia could happen in the US, with devastating consequences to the region and to the nation. We can avert the worst, however, if we pay attention to Australia’s experience and learn the right lessons. The southwestern US bears some resemblance 
to parts of Australia before the drought. Both include arid regions where thirsty cities and irrigated agriculture are straining water supplies and damaging ecosystems. The Colorado River no longer flows to the sea in most years. Water levels in major reservoirs have steadily declined over the past decade; some analysts project that the largest may never refill. The U.S. and Australia also share a changing global climate that is increasing the risk of drought.


1. Primary purpose of the passage is ----.


A) to warn the US about the possible consequences of drought


2. The southwestern US bears some resemblance as their climatic conditions


3. Millennium Drought might have a positive impact since it draws the public attention to climate change


4. There was a serious decline in livestock and agriculture

Kaynak: http://www.scientificamerican.com/ar...-mega-drought/




















2 Eylül 2016 Cuma

Dilimizin kullandığı alfabeler

Dilimizin kullandığı alfabeler





1- GÖKTÜRK ALFABESİ
Türkçe'nin yazıldığı il alfabe, bugünkü bilgilere göre Batı'da "runik" diye tanınan Göktürk alfabesidir. Bu alfabenin eski Türk damgalarından doğduğu, dolayısıyla Türkler tarafından icat edildiği kabul edilmektedir. Türkler arasında VII-IX. yüzyılla arasında yaygın olarak kullanılmıştır. Bu yazıya Batı'da runik denmesinin sebebi harflerinin eski İskandinav yazıtlarında kullanılmış ve runik alfabe diye adlandırılan yazınız harflerine benzemesidir. Bu alfabe Danimarkalı William Thomsen tarafından çözülmüştür. Göktürk alfabesiyle yazılan 732 yılında yazılan Kültigin abidesi Türk edebiyatının yazılı ilk eseri sayılmaktadır.
38 harften oluşan alfabenin 4'ü sesli, 26'sı sessiz, 8'i ise bitişken harftir. İçinde yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) bulunan sözleri doğru okuyabilmek için o sözleri önceden bilmek ve kestirmek gerekir. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru yazılır. Harfler birbiriyle bitişmez; taş ve eşya üzerine kazınmaya elverişlidir.

2- UYGUR ALFABESİ
Türkler'in Göktürk alfabesinden sonra ve Arap alfabesinden önce kullanmış oldukları yazı sistemleri içinde en önemli alfabedir. VIII. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar Doğu Türkistan'dan İstanbul'a kadar geniş bir alanda kullanılmıştır. Bu alfabe Ârâmî kökenli Soğd alfabesinden çıkmıştır. Genellikle Uygur yazısı olarak bilinen bu yazınız diğer Türkler'ce de kullanılmış olması mümkündür. Uygur alfabesi Türkçe^nin yazımı için elverişli olmadığı halde 1000 yıl gibi uzun bir süre kullanılmıştır. Uygur alfabesiyle yazılmış eserlerin çoğunu Budizm, Maniheizm ve Hristiyanlık'a ait metinler meydana getirir. Bu alfabe Türkler İslâmiyet'i kabul ettikten sonra da kullanılmıştır. Kutadgu Bilig denilen eserin üç nüshasından biri Uygur harfleriyle yazılmıştır.
18 harften oluşan alfabenin 4'ü sesli 14'ü sessiz harftir. Arap alfabesinde olduğu gibi harfler başta, ortada ve sonda farklı biçimde yazılmaktadır.

3- ARAP ALFABESİ
Tarih boyunca Türk diline uygulanan yazılar arasında en uzun sürelisi, aynı zamanda en yaygın olanı ve muhtemelen Türkler'in İslâm'a girmeye başladıkları IX. yüzyıldan itibaren kullanılmıştır. Hâlâ bu alfabeyi kullanan Türk halkları vardır. Türkçe'yi Arap harfleriyle ilk defa yazanlar Karahanlılar olmuştur. Mevcut bilgilere göre bu alfabeyle  yazılan ilk metin Divanü Lûgati't-Türk adlı eserdeki yazılardır. 

4- LATİN ALFABESİ
1928'de Atatürk'ün yaptığı harf inkılâbıyla Türkiye Türkçesi'nin yazımında kullanılan en son alfabe Latin alfabesidir. Bu alfabe bugün Türkiye'den başka Kıbrıs ve Yugoslavya'daki Türkler'ce de kullanılmaktadır. 
29 harften oluşan bu alfabenin 21'i sessiz, 8'i sesli harftir. Soldan sağa doğru yazılır. Harfler birbiriyle bitiştirilerek de bitiştirilmeyerek de yazılabilir. Bu alfabede yer alan harfler asıl Latin alfabesinden farklıdır. Asıl Latin alfabesindeki "q/Q", "x/X" ve "w/W" harfleri yoktur. Buna karşılık ı, ö, ü, ğ, ç ve ş harfleri vardır.

5- KİRİL (SLAV) ALFABESİ
Osmanlıca ve Türkiye dışındaki Türk dil ve lehçelerinin yazımında Arap alfabesinden sonra en geniş ölçüde kullanılan alfabedir. XVIII. yüzyıl başlarında Hristiyanlık'ı yaymak için Çuvaşlar'a giden Ruslar bu dili kendi harfleriyle (Kiril) yazdılar. Eski Sovyetler Birliği idaresindeki Türkler'ce 1937-1940  yılları arasında Stalin rejimi tarafından bu alfabe kabul ettirilmiş ve her Türk boyu için farklı alfabeler yapılmıştır. Bunun sonucunda Türkler arasında 20 ayrı Kiril alfabesi kullanılmıştır. Bugün de bu alfabeyi kullanmaya devam etmektedirler. Ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra alfabe değiştirme eğilimleri kuvvetlenmiştir. Ayrıca Türk Cumhuriyetleri arasında kültür alışverişini daha sağlıklı yapmak için ortak alfabe çalışmaları devam etmektedir.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Shakespeare çeviri örnekleri

Her tercüme denemesi şiire bir şeyler kattığı gibi şiirin orjinalliğindende bir şeyler kırpar.
İlim bir nokta idi cahillerin elinde çoğaldı metaforunda olduğu gibi tercüme denizinde bazen iki beyitlik bir şiir devasa bir kitap olur. Tercüme aslına sadık kelime bazlı mı olmalı, orjinal şiirdeki meram hedef dilde en müsait şekildemi aktarılmalı. Amerikalıların milyon dolarlık  soru  dedikleri bu. İster istemez şair tercümelerinde bir "üst şairlik" durumu açığa çıkıyor.






Shakespeare's Sonnet 18.

shall i compare thee to a summer's day?
thou art more lovely and more temperate;
rough winds do shake the darling buds of may
and summer's lease hath all too short a date;
sometime too hot the eye of heaven shines
and often is his gold complexion dimmed,
and every fair from fair sometime declines,
by chance, or nature's changing course untrimmed
but thy eternal summer shall not fade,
nor lose possession of that fair thou ow'st,
nor shall death brag thou wander'st in his shade,
when in eternal lines to time thou grow'st,
so long as men can breathe, or eyes can see,
so long lives this, and this gives life to thee.


Talat Sait Halman's translation:

seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın
taze tomurcukları sert rüzgarlar örseler
kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın
ışıldar göğün yüzü, yakacak kadar sıcak,
ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden
her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
kader ya da varlığın bozulması yüzünden
ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz
güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda
gölgesindesin diye ecel caka satamaz
sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda
insanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.


Haluk Bilginer's translation:

bir yaz gününe mi benzetsem seni?
çok daha güzelsin sen çok daha sıcak
sert rüzgarlarla savrulur ya bahar çiçekleri
ve yazın miladı dolar çabucak
kavursa da bazen güneş bizi
zaman zaman soldursa da bedenimizi
her çiçeğin solar bir gün yüzü
zaman acımasız büker belimizi
ama hiç bitmez sende sonsuz yaz
sendeki güzellik her zaman baki
ölüm bile alamaz seni gölgesine
sendeki güzellik her zaman baki
senin yüceliğinle kurulan bu mısralar
zamanı aşıp sonsuzluğa varacak
nefes aldıkça insan, gördükçe gözler
bu şiir sana daima hayat verecek.

dipnot:
thee=you, thou=you, art=are, 
hath=has, thy=your/yours, ow'st=own, wander'st=wander, grow'st=grow/grows





http://birsurukitap.blogspot.com.tr/2014/12/shakespeare-tum-soneler-talat-sait.html




Shakespeare Sonnet 66.

Tired with all these, for restful death I cry,
As to behold desert a beggar born
And needy nothing trimm'd in jollity,
And purest faith unhappily forsworn
And gilded honour shamefully misplaced
And maiden virtue rudely strumpeted,
And right perfection wrongfully disgraced,
And strenght by limping sway disabled
And art made tongue-tied by authority,
And folly, doctor-like, controlling skill,
And simple truth miscalled simplicity,
And captive good attending captain ill
Tired with all these, from these would I be gone,
Save that, to die, I leave my love alone.


Can Yücel çevirisi:

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen'e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.


Talat Sait Halman's translation:

« Bıktım artık dünyadan, bari ölüp kurtulsam:
Bakın, gönlü ganiler sokakta dileniyor,
İşte kırtıpillerde bir süs, bir giyim kuşam,
İşte en temiz inanç, kalleşçe çiğneniyor,
İşte utanmazlıkla post kapmış yaldızlı şan,
İşte zorla satmışlar kız oğlan kız namusu,
İşte gadra uğradı dört başı mamur olan,
İşte kuvvet kör-topal, devrilmiş boyu bosu,
İşte zorba, sanatın ağzına tikaç tıkmış,
İşte hüküm sürüyor çılgınlık bilgiçlikle,
İşte en saf gerçeğin adı saflığa çıkmış,
İşte kötü bey olmuş, iyi kötüye köle;
Bıktım artık dünyadan, ben kalıcı değilim,

Gel gör ki ölüp gitsem yalnız kalır sevgilim.

Popular Posts