"Has the cat got your tongue?"
"What's the matter, cat got your tongue?"
= rendered speechless, most usually by feelings of guilt or embarrassment... = çoğunlukla, suçluluk veya mahçubiyet duyguları ile ağzını açıp bir kelime söyleyememek, susup kalmak... to render = Bizde nedense az tanınan bir sözcük olan bu fiil, bizdeki "kılmak, ... hale getirmek" fiilinin tam karşılığıdır...
Biliyorsunuz, kara kediler uğursuzluk getirir (= bring bad luck); kedilerin dokuz canı vardır (=have nine lives); hatta size şok geçirten ev telefonu faturalarındaki şehirlerarası uzun konuşmaları da evin kedisi yapmıştır (= make long distance calls); ama buradaki deyimde suçun bu sevimli hayvanlara yüklenmesi ilginç. Aslında, bu deyimin kaynağına ilişkin tezler ucuca sıralansa dünyayı iki kez dolaşır sanırım.
= rendered speechless, most usually by feelings of guilt or embarrassment... = çoğunlukla, suçluluk veya mahçubiyet duyguları ile ağzını açıp bir kelime söyleyememek, susup kalmak... to render = Bizde nedense az tanınan bir sözcük olan bu fiil, bizdeki "kılmak, ... hale getirmek" fiilinin tam karşılığıdır...
Biliyorsunuz, kara kediler uğursuzluk getirir (= bring bad luck); kedilerin dokuz canı vardır (=have nine lives); hatta size şok geçirten ev telefonu faturalarındaki şehirlerarası uzun konuşmaları da evin kedisi yapmıştır (= make long distance calls); ama buradaki deyimde suçun bu sevimli hayvanlara yüklenmesi ilginç. Aslında, bu deyimin kaynağına ilişkin tezler ucuca sıralansa dünyayı iki kez dolaşır sanırım.
= doing one's best or trying harder than one needs to in order to please someone or do something he/she wants.
Walla, bu "kendini sırtıstü geriye doğru yay gibi kaykıltma" pozisyonu insanın zihninde türlü şüpheler uyandırmıyor değil, ama inanınız ki deyimin İngilizce'de gayet düzgün ve muğteber bir anlamı var. (Bizdeki hayal gücü adamlarda ne gezer?!) İşte örnekler:
Rest assured. I will bend over backwards to help you get a promotion in the company. Rest assured = Emin olabilirsin.
She bends over backwards to please her mother-in-law.
= someone who spoils the pleasure of others... Eşanlamlı sözcükler (synonyms): spoilsport, killjoy, party pooper...
İşte örnekler:
N.B. En azından İngiliz kültürü için söyleyeyim: Adam gibi adam olmak için önde gelen koşullar: "to have a sense of humour" = mizah duygusundan yoksun olmamak (özellikle de kendi kendinle dalga geçebilmek); enthusiasm; "to be fair" = adil olmak, hakça davranmak, kemer altına vurmamak; "never to tell a lie" = asla yalan söylememek... Adam gibi adam olmak kolay değil, dostlar...
He has no emotional intelligence. He is a far cry away from being a good husband, or a good father, for that matter. Instead he is always critical of them and a real wet blanket all the time. emotional intelligence = "duygusal zeka"... (başkalarının duygularını anlayabilme; "odun" gibi olmamak... a far cry away from being = olmaktan çok uzak... for that matter = aslına bakılacak olursa... is always critical of them = onları durmadan eleştiriyor...
Böylece, balayı ve cicim ayları kaçınılmaz biçimde bittiğinde eşinize karşı ağzınızdan ilk dökülecek sözleri de öğrenmiş oldunuz:You’re getting to be a real wet blanket, you know that? You’re no fun at all anymore...Hepinize sabır ve benimki kadar uzun bir evlilik dilerim: Sonunda bitap düşüp, güzel güzel geçinmeyi öğreniyorsunuz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder