https://yadi.sk/d/Qd5xzhawhhQko
TOEFL sınavlarında sıklıkla kullanılan kelimelerin eşanlamlarının ve zıt anlamlarının örnek cümlelerle izah edildiği bir eğitim seti.
sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Temmuz 2015 Pazartesi
4 Mayıs 2015 Pazartesi
YDS gramer teknikleri
GRAMER SORULARINDA UYGULANACAK SINAV TEKNİKLERİ
Gramer sorularını hızlı bir biçimde çözmemiz sınavda büyük önem taşır. Aşağıda belirtilen teknikleri uygulayarak gramer sorularını hem seri bir biçimde çözerek reading sorularına daha fazla zaman ayırabiliriz hem de şık eleme teknikleri gramer sorularında hata yapma olasılığımızı minumum düzeye indirir.
Tense sorularını hatasız yanıtlayabilmemiz için verb agreement kuralını öğrenmemiz gerekir.
VERB AGREEMENT
Zaman cümlecikleri her zaman bağımsız bir cümle ile birlikte kullanılırlar. Zaman cümleciklerinin oluşumu, en basit biçimi ile aşağıdaki gibidir .
TIME CLAUSE(ZAMAN/ZARF CÜMLECİĞİ) , INDEPENDENT CLAUSE (BAĞIMSIZ CÜMLE).
Örnek: When S + V + O , S + V + O
(Zaman cümleciği cümlenin ilk kısmına yerleştirildiğinde mutlaka virgül ile bağımsız cümleden ayrılır.)
veya
INDEPENDENT CLAUSE (BAĞIMSIZ CÜMLE) DEPENDENT CLAUSE (ZAMAN/ZARF CÜMLECİĞİ)
Örnek: S + V + O when S + V + O
(Zaman cümleciği cümlenin ikinci kısmına yerleştirildiğinde virgül kullanılmaz)
1. ZAMAN UYUMUNA GÖRE ELEME YAPMAK
ZAMAN CÜMLECİĞİNİN FİİLİ İLE BAĞIMSIZ CÜMLENİN FİİLİ BİRBİRİ İLE UYUMLU OLMAK ZORUNDADIR. BU UYUM AŞAĞIDA BELİRTİLEN KURALLARA TABİDİR.
a) PAST TENSE’LER HER ZAMAN PAST TENSE’LER İLE UYUMLUDUR.
b) PRESENT TENSE’LER YA DİĞER PRESENT TENSE’LER İLE YA DA FUTURE TENSE’LER İLE UYUMLUDUR.
c) ZAMAN CÜMLECİĞİNİN FİİLİ HİÇ BİR ZAMAN FUTURE TENSE’LERDEN BİRİ OLAMAZ. FUTURE TENSE ZAMAN CÜMLECİĞİNİN İÇİNDE V1 İLE İFADE EDİLİR.
örnek: He is hoping that by the time he ______ for the grant, his book on Egyptian silverwork ______.
a) has to apply/will have been published
b) had applied/had been published
c) was to apply/has been published
d) will be applying/would have been published
e) would have applied/will be published (KPDS MAYIS 2004)
Bu soruda is hoping yüklemi zamanın present olduğunu gösteriyor. By the time zaman ifadesi zarf cümleciği olduğu ve future tense alamayacağı için d şıkkını eliyoruz. c ve d şıkları ise zaman cümleciği ile bağımsız cümlenin tenseleri uyumlu olmadığı için elenir. e ve d şıklarını cümlede if conditional, reported speech ya da used to anlamı olmadığı için de eleyebiliriz. b şıkkında bilmemiz gereken by the time ifadesi ile hem zarf cümleciği hem de bağımsız cümlede past perfect tense kullanılamayacağıdır. Geriye kalan tek şık a dır.
d) ZAMAN CÜMLECİKLERİNDE ‘WOULD’ VE ‘WOULD HAVE V3′ ANCAK REPORTED SPEECH, USED TO (PAST HABIT) VEYA CONDITIONAL CÜMLE VARSA KULLANILABİLİR. EĞER CÜMLEDE BU İKİ ANLAMDAN BİRİ YOKSA ‘WOULD’ VEYA ‘WOULD HAVE V3′ ŞIKLARI HEMEN ELENEBİLİR.
örnek: Training schemes in the United Kingdom ______ by the government as unemployment ______.
a) were encouraged/will have worsened
b) would be encouraged/had been worsened
c) have been encouraged/has worsened
d) had been encouraged/may worsen
e) are encouraged/would have worsened (KPDS MAYIS 2007)
as zaman zarfı nedeniyle tense uyumu kuralına bağlı olarak a, d ve e şıklarını hemen eleyebiliriz ya da b ve e şıklarını if, reported speech veya used to anlamı olmadığından dolayı eleyebiliriz. Geriye kalan doğru seçenek c şıkkıdır. Unutmamak gerekir ki doğru yanıtı bulmakta birden fazla teknik kullanmak gerekebilir. Önemli olan öğrendiğiniz teknikleri mümkün olan en hızlı şekilde soruya uygulamaktır.
e) BİR DİĞER DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTA IF ANLAMI VEREN CÜMLENİN BU İFADEYİ KİMİ ZAMAN GİZLİ BİR ŞEKİLDE TAŞIYABİLECEK OLMASIDIR. BU DURUMDA CÜMLENİN ANLAMINA BAKMAK GEREKİR.
örnek: The doctors who work for the WHO project in India really wanted to find the necessary amount of vaccine to end the polio epidemic. They would have fulfilled their task but the UN could not supply them with the vaccine.
The doctors would have fulfilled their task if the UN had supplied them with the vaccine.
The UN representative said “We will end the epidemic as soon as possible”
The UN representative declared that they would end the epidemic as soon as possible.
f) CONDITIONAL IF CÜMLELERİNDEKİ ZAMAN UYUMU CONDITIONALS BÖLÜMÜNDE ANLATILMIŞTIR. IF YAPILARINDA BU CÜMLELERİN KURALINA UYGUN TENSE SEÇİMİNİ YAPMAK GEREKMEKTEDİR.
g) USED TO ANLAMINA GELEN WOULD, WOULD + V1 OLARAK KULLANILIR VE DİĞER PAST TENSE’LER İLE UYUMLUDUR.
h) AFTER/BEFORE GİBİ EYLEM SIRASINI İFADE EDEN YAPILARDA HİÇ BİR ZAMAN ‘HAVE + V3′ VE ‘WAS/WERE + VING KULLANILAMAZ.
ı) ZAMAN CÜMLECİKLERİNİN İÇERİSİNDE MODAL FİİLER ÖNCE ZAMAN SONRA ANLAM BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLEREK ELENMELİDİR.
i) RELATIVE CLAUSE, NOUN CLAUSE VE ADVERB CLAUSE’LARIN ZAMAN CÜMLECİKLERİNİN DIŞINDA KALAN TÜRLERİ (SEBEP CÜMLECİKLERİ YA DA BEKLENMEDİK SONUÇ CÜMLECİKLERİ GİBİ) ZAMAN BAKIMINDAN CÜMLENİN GERİ KALANI İLE UYUMLU OLMAK ZORUNDA DEĞİLDİR.
j) İSİM CÜMLECİKLERİNİN REPORTED SPEECH KISMINDA DA ANLATILDIĞI GİBİ, REPORTED SPEECH YAPILARINDA CÜMLENİN YÜKLEMİ İLE İSİM CÜMLECİĞİNİN FİİLİ ARASINDA ZAMAN UYUMU OLMASI GEREKMEKTEDİR. ANCAK BU KURAL İSİM CÜMLECİKLERİNDE BİR TEK REPORTED SPEECH İÇİN GEÇERLİDİR.
2. TENSE ÖZELLİKLERİNE GÖRE ELEME YAPMAK
KİMİ ZAMAN SORUYU SADECE TENSE UYUMUNA BAKARAK ELEYEMEYİZ. BÖYLE DURUMLARDA BELİRLİ TENSE’LER İLE KULLANILAN ZAMAN İFADELERİNE DAİR ÖZEL KURALLARI BİLMEMİZ EN ZOR OLAN ÇELDİRİCİ ŞIKKI ELEMEMİZE YARDIMCI OLUR.
örnek: He is hoping that by the time he ______ for the grant, his book on Egyptian silverwork ______.
a) has to apply/will have been published
b) had applied/had been published
c) was to apply/has been published
d) will be applying/would have been published
e) would have applied/will be published (KPDS MAYIS 2004)
Yukarıda ki örnekte by the time ifadesinin sadece 2 şekilde kullanılabileceğini bilmek eleme yapmamızı kolaylaştırır.
By the time S + simple present + O, S + will have V3 + O.
veya
By the time + simple past + O, S + had V3 + O.
Eğer bu iki kuralı biliyorsak b, c, d ve e şıklarını çok daha hızlı bir şekilde eleyebiliriz.
FUTURE IN THE PAST
WAS/WERE GOING TO DO STH.
Geçmiş bir noktadan daha ileri bir tarihte yapmaya niyetlendiğimiz eylemleri ifade etmek için kullanılır. Bu zaman ile ifade edilen eylemler, genellikle, niyetlenilmiş ancak yapılamamış eylemlerdir.
Örnek:
The magazine was going to increase its annual subscription fee but because the members protested, it had to back down.
‘arttıracaktı’
I was going to wake up early yesterday morning but my alarm clock didn’t go off.
‘uyanacaktım’
Gramer sorularını hızlı bir biçimde çözmemiz sınavda büyük önem taşır. Aşağıda belirtilen teknikleri uygulayarak gramer sorularını hem seri bir biçimde çözerek reading sorularına daha fazla zaman ayırabiliriz hem de şık eleme teknikleri gramer sorularında hata yapma olasılığımızı minumum düzeye indirir.
Tense sorularını hatasız yanıtlayabilmemiz için verb agreement kuralını öğrenmemiz gerekir.
VERB AGREEMENT
Zaman cümlecikleri her zaman bağımsız bir cümle ile birlikte kullanılırlar. Zaman cümleciklerinin oluşumu, en basit biçimi ile aşağıdaki gibidir .
TIME CLAUSE(ZAMAN/ZARF CÜMLECİĞİ) , INDEPENDENT CLAUSE (BAĞIMSIZ CÜMLE).
Örnek: When S + V + O , S + V + O
(Zaman cümleciği cümlenin ilk kısmına yerleştirildiğinde mutlaka virgül ile bağımsız cümleden ayrılır.)
veya
INDEPENDENT CLAUSE (BAĞIMSIZ CÜMLE) DEPENDENT CLAUSE (ZAMAN/ZARF CÜMLECİĞİ)
Örnek: S + V + O when S + V + O
(Zaman cümleciği cümlenin ikinci kısmına yerleştirildiğinde virgül kullanılmaz)
1. ZAMAN UYUMUNA GÖRE ELEME YAPMAK
ZAMAN CÜMLECİĞİNİN FİİLİ İLE BAĞIMSIZ CÜMLENİN FİİLİ BİRBİRİ İLE UYUMLU OLMAK ZORUNDADIR. BU UYUM AŞAĞIDA BELİRTİLEN KURALLARA TABİDİR.
a) PAST TENSE’LER HER ZAMAN PAST TENSE’LER İLE UYUMLUDUR.
b) PRESENT TENSE’LER YA DİĞER PRESENT TENSE’LER İLE YA DA FUTURE TENSE’LER İLE UYUMLUDUR.
c) ZAMAN CÜMLECİĞİNİN FİİLİ HİÇ BİR ZAMAN FUTURE TENSE’LERDEN BİRİ OLAMAZ. FUTURE TENSE ZAMAN CÜMLECİĞİNİN İÇİNDE V1 İLE İFADE EDİLİR.
örnek: He is hoping that by the time he ______ for the grant, his book on Egyptian silverwork ______.
a) has to apply/will have been published
b) had applied/had been published
c) was to apply/has been published
d) will be applying/would have been published
e) would have applied/will be published (KPDS MAYIS 2004)
Bu soruda is hoping yüklemi zamanın present olduğunu gösteriyor. By the time zaman ifadesi zarf cümleciği olduğu ve future tense alamayacağı için d şıkkını eliyoruz. c ve d şıkları ise zaman cümleciği ile bağımsız cümlenin tenseleri uyumlu olmadığı için elenir. e ve d şıklarını cümlede if conditional, reported speech ya da used to anlamı olmadığı için de eleyebiliriz. b şıkkında bilmemiz gereken by the time ifadesi ile hem zarf cümleciği hem de bağımsız cümlede past perfect tense kullanılamayacağıdır. Geriye kalan tek şık a dır.
d) ZAMAN CÜMLECİKLERİNDE ‘WOULD’ VE ‘WOULD HAVE V3′ ANCAK REPORTED SPEECH, USED TO (PAST HABIT) VEYA CONDITIONAL CÜMLE VARSA KULLANILABİLİR. EĞER CÜMLEDE BU İKİ ANLAMDAN BİRİ YOKSA ‘WOULD’ VEYA ‘WOULD HAVE V3′ ŞIKLARI HEMEN ELENEBİLİR.
örnek: Training schemes in the United Kingdom ______ by the government as unemployment ______.
a) were encouraged/will have worsened
b) would be encouraged/had been worsened
c) have been encouraged/has worsened
d) had been encouraged/may worsen
e) are encouraged/would have worsened (KPDS MAYIS 2007)
as zaman zarfı nedeniyle tense uyumu kuralına bağlı olarak a, d ve e şıklarını hemen eleyebiliriz ya da b ve e şıklarını if, reported speech veya used to anlamı olmadığından dolayı eleyebiliriz. Geriye kalan doğru seçenek c şıkkıdır. Unutmamak gerekir ki doğru yanıtı bulmakta birden fazla teknik kullanmak gerekebilir. Önemli olan öğrendiğiniz teknikleri mümkün olan en hızlı şekilde soruya uygulamaktır.
e) BİR DİĞER DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTA IF ANLAMI VEREN CÜMLENİN BU İFADEYİ KİMİ ZAMAN GİZLİ BİR ŞEKİLDE TAŞIYABİLECEK OLMASIDIR. BU DURUMDA CÜMLENİN ANLAMINA BAKMAK GEREKİR.
örnek: The doctors who work for the WHO project in India really wanted to find the necessary amount of vaccine to end the polio epidemic. They would have fulfilled their task but the UN could not supply them with the vaccine.
The doctors would have fulfilled their task if the UN had supplied them with the vaccine.
The UN representative said “We will end the epidemic as soon as possible”
The UN representative declared that they would end the epidemic as soon as possible.
f) CONDITIONAL IF CÜMLELERİNDEKİ ZAMAN UYUMU CONDITIONALS BÖLÜMÜNDE ANLATILMIŞTIR. IF YAPILARINDA BU CÜMLELERİN KURALINA UYGUN TENSE SEÇİMİNİ YAPMAK GEREKMEKTEDİR.
g) USED TO ANLAMINA GELEN WOULD, WOULD + V1 OLARAK KULLANILIR VE DİĞER PAST TENSE’LER İLE UYUMLUDUR.
h) AFTER/BEFORE GİBİ EYLEM SIRASINI İFADE EDEN YAPILARDA HİÇ BİR ZAMAN ‘HAVE + V3′ VE ‘WAS/WERE + VING KULLANILAMAZ.
ı) ZAMAN CÜMLECİKLERİNİN İÇERİSİNDE MODAL FİİLER ÖNCE ZAMAN SONRA ANLAM BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLEREK ELENMELİDİR.
i) RELATIVE CLAUSE, NOUN CLAUSE VE ADVERB CLAUSE’LARIN ZAMAN CÜMLECİKLERİNİN DIŞINDA KALAN TÜRLERİ (SEBEP CÜMLECİKLERİ YA DA BEKLENMEDİK SONUÇ CÜMLECİKLERİ GİBİ) ZAMAN BAKIMINDAN CÜMLENİN GERİ KALANI İLE UYUMLU OLMAK ZORUNDA DEĞİLDİR.
j) İSİM CÜMLECİKLERİNİN REPORTED SPEECH KISMINDA DA ANLATILDIĞI GİBİ, REPORTED SPEECH YAPILARINDA CÜMLENİN YÜKLEMİ İLE İSİM CÜMLECİĞİNİN FİİLİ ARASINDA ZAMAN UYUMU OLMASI GEREKMEKTEDİR. ANCAK BU KURAL İSİM CÜMLECİKLERİNDE BİR TEK REPORTED SPEECH İÇİN GEÇERLİDİR.
2. TENSE ÖZELLİKLERİNE GÖRE ELEME YAPMAK
KİMİ ZAMAN SORUYU SADECE TENSE UYUMUNA BAKARAK ELEYEMEYİZ. BÖYLE DURUMLARDA BELİRLİ TENSE’LER İLE KULLANILAN ZAMAN İFADELERİNE DAİR ÖZEL KURALLARI BİLMEMİZ EN ZOR OLAN ÇELDİRİCİ ŞIKKI ELEMEMİZE YARDIMCI OLUR.
örnek: He is hoping that by the time he ______ for the grant, his book on Egyptian silverwork ______.
a) has to apply/will have been published
b) had applied/had been published
c) was to apply/has been published
d) will be applying/would have been published
e) would have applied/will be published (KPDS MAYIS 2004)
Yukarıda ki örnekte by the time ifadesinin sadece 2 şekilde kullanılabileceğini bilmek eleme yapmamızı kolaylaştırır.
By the time S + simple present + O, S + will have V3 + O.
veya
By the time + simple past + O, S + had V3 + O.
Eğer bu iki kuralı biliyorsak b, c, d ve e şıklarını çok daha hızlı bir şekilde eleyebiliriz.
FUTURE IN THE PAST
WAS/WERE GOING TO DO STH.
Geçmiş bir noktadan daha ileri bir tarihte yapmaya niyetlendiğimiz eylemleri ifade etmek için kullanılır. Bu zaman ile ifade edilen eylemler, genellikle, niyetlenilmiş ancak yapılamamış eylemlerdir.
Örnek:
The magazine was going to increase its annual subscription fee but because the members protested, it had to back down.
‘arttıracaktı’
I was going to wake up early yesterday morning but my alarm clock didn’t go off.
‘uyanacaktım’
Etiketler:
dil,
dil tazminatı,
english,
gramer,
grammar,
ingilizce,
kpds,
kpss,
sınav,
tazminat,
yds,
yds sınavı
YDS teknikleri !
1- Zaman sorularından biri artık zaman paralelliğine uymayan birleşik bir cümle oluyor, unutma. Yani bir fiil V2 ise diğeri V1 olabilir. İlk 20 soruda karşılaştığınız THAT veya WHO/WHICH bağlaçları taşıyan cümlelerin fiili genellikle V1 olur.
2- Sayısal bilgi içeren bir sözcükten önce gelen boşluğa, yaklaşık anlamına gelen, some, by, roughly, about, virtually, almost, approximately, sözcükleirnden biri gelir. Örn. I saw about 50 students.
3- Deyim fiillerde eylemin yönüne göre seçeneklerde uygun bir edat seçin. Mesela “off” uzaklaşma demektir. “Take off” o nedenle uçağın havalanması, “see off” ise yolcuların uğurlanması demektir. Make up, bring about ve set out en çok çıkan deyim-fiillerdir. .
4- İlk 35 soruda en az 5 tane zıtlık bağlacı (but, however, although, yet, whereas vb.) sorusu vardır. Bu bölümde “but-may/can” şeklindeki zıtlık olasılık, “most/many-but” şeklindeki çokluk-zıtlık ilişkisi ile although-still ilişkisine dikkat edin.
5- İngilizceden Türkçeye çeviri sorularında sorudaki fiilin karşılığını seçeneklerin son sözcüklerinde, Türkçeden İngilizceye çeviri sorularında sorunun öznesi veya ilk kelimelerinin karşılığını, seçeneklerin ilk sözcüğünde ara. Seçeneklerde aynı fiilden iki tane varsa öznelerini karşılaştır, aynı özneden iki tane varsa fiillerini karşılaştırın.
6- Cümle tamamlama sorularında fiille biten soru için seçeneklerde THAT veya fiiline göre WH- li bir bağlaç ara. (I know THAT he didn’t come/ I wondered WHY he didn’t come)
7- Cümle tamamlama sorularında isimle biten soru için seçeneklerde WHO/WHICH (THAT)/WHERE/WHEN ile başlayan cümle arayın.
7- Paragrafta eksik cümleyi tamamlama sorularında paragrafı okumadan önce seçeneklerden This/These/That/Such+isim şeklinde başlayan cümle veya However gibi virgülle kullanılan bir bağlaç ile başlayan cümle arayın.
8- Farklı cümleyi bulma sorularında da bu sözcüklerden yararlanın.
9- Diyalog sorularında “Well” ile başlayan şıklar sık sık doğru olmaktadır. Özellikle boşluk açıklama isteyen mesela what,veya how ile başlayan bir soru cümlesinden sonra ise, cevap genellikle “well”le başlayan 3-4 satırlık şık olur. Burada Yes/No sorularına da dikkat edin.
10- Eş anlamlı cümleyi bulma sorularında soruda bağlaç varsa seçeneklerde önce bunun eş anlamlısını arayın. Aramaya genellikle doğru şık olan en uzun şıktan başlayın. Bağlaç yoksa sıfat veya zarfların eş anlamlısını arayın. Appear=seem=look like, çok kullanılır. Because=Since=as çok sorulur.
11- Okuma parçalarında ilk ve son cümleden birer soru çıkar. İlk okuma sırasında bağlaçlı cümlelerin altını çizin. Diğer sorular çoğunlukla onlardan çıkar. Seçenekleri okurken karşılaşacağınız no, never, always, only, greatly, far more, all, fully, wholly, extremely, so…that, gibi ifadeler genellikle yanlış şık üretmek için kullanılır. Onlardan kaçının. Only bazen doğru da olabilmektedir.
12- Bu sınavlarda COULD present ihtimal, YET but gibi zıtlık, ANY ise olumlu cümlelerde herhangi bir anlamında kullanılmaktadır, unutmayın. Özellikle COULD’u past diye hemen elemeyin.
13- Soruda tekil bir özne varsa seçeneklerde HE/SHE/IT ile başlayana bakın, çoğul bir özne varsa THEY, ile başlayana bakın.
14- Farklı cümle sorularında "most" ile başlayan cümleler ile "in fact" veya "indeed" ile bağlayan cümleler yanlış cümle olabilmektedir.
15- Preposition sorularında da “of” çok sorulur, unutmayın. The+isim------------ şeklinde bir yapı varsa boşluğa "of" gelir.“V3” ten sonra genellikle “by” gelir. Preposition sorusundaki fiil (compare, fiili gibi) co- ön eki ile başlıyorsa seçeneklerde "with" arayın.
16- Şıkları A'dan başlayarak sırayla değerlendirmek yerine yukarıda sözü edilen ipuçlarından hareketle doğru cevap olma olasılığı olan şıktan başlayarak değerlendirin.
17- ilk 20 sorudan birinde ……..isim ……..isim, şeklinde birbirine benzer iki isim varsa, şıklarda both..and, not only..but also, either..or veya neither…nor yapılarından biri vardır. Doğru şık o olur. İsim…….isim, şeklinde bir yapı varsa, şıklarda “as well as” veya “rather than” olur. Bu %80-90 doğru şıktır.
2- Sayısal bilgi içeren bir sözcükten önce gelen boşluğa, yaklaşık anlamına gelen, some, by, roughly, about, virtually, almost, approximately, sözcükleirnden biri gelir. Örn. I saw about 50 students.
3- Deyim fiillerde eylemin yönüne göre seçeneklerde uygun bir edat seçin. Mesela “off” uzaklaşma demektir. “Take off” o nedenle uçağın havalanması, “see off” ise yolcuların uğurlanması demektir. Make up, bring about ve set out en çok çıkan deyim-fiillerdir. .
4- İlk 35 soruda en az 5 tane zıtlık bağlacı (but, however, although, yet, whereas vb.) sorusu vardır. Bu bölümde “but-may/can” şeklindeki zıtlık olasılık, “most/many-but” şeklindeki çokluk-zıtlık ilişkisi ile although-still ilişkisine dikkat edin.
5- İngilizceden Türkçeye çeviri sorularında sorudaki fiilin karşılığını seçeneklerin son sözcüklerinde, Türkçeden İngilizceye çeviri sorularında sorunun öznesi veya ilk kelimelerinin karşılığını, seçeneklerin ilk sözcüğünde ara. Seçeneklerde aynı fiilden iki tane varsa öznelerini karşılaştır, aynı özneden iki tane varsa fiillerini karşılaştırın.
6- Cümle tamamlama sorularında fiille biten soru için seçeneklerde THAT veya fiiline göre WH- li bir bağlaç ara. (I know THAT he didn’t come/ I wondered WHY he didn’t come)
7- Cümle tamamlama sorularında isimle biten soru için seçeneklerde WHO/WHICH (THAT)/WHERE/WHEN ile başlayan cümle arayın.
7- Paragrafta eksik cümleyi tamamlama sorularında paragrafı okumadan önce seçeneklerden This/These/That/Such+isim şeklinde başlayan cümle veya However gibi virgülle kullanılan bir bağlaç ile başlayan cümle arayın.
8- Farklı cümleyi bulma sorularında da bu sözcüklerden yararlanın.
9- Diyalog sorularında “Well” ile başlayan şıklar sık sık doğru olmaktadır. Özellikle boşluk açıklama isteyen mesela what,veya how ile başlayan bir soru cümlesinden sonra ise, cevap genellikle “well”le başlayan 3-4 satırlık şık olur. Burada Yes/No sorularına da dikkat edin.
10- Eş anlamlı cümleyi bulma sorularında soruda bağlaç varsa seçeneklerde önce bunun eş anlamlısını arayın. Aramaya genellikle doğru şık olan en uzun şıktan başlayın. Bağlaç yoksa sıfat veya zarfların eş anlamlısını arayın. Appear=seem=look like, çok kullanılır. Because=Since=as çok sorulur.
11- Okuma parçalarında ilk ve son cümleden birer soru çıkar. İlk okuma sırasında bağlaçlı cümlelerin altını çizin. Diğer sorular çoğunlukla onlardan çıkar. Seçenekleri okurken karşılaşacağınız no, never, always, only, greatly, far more, all, fully, wholly, extremely, so…that, gibi ifadeler genellikle yanlış şık üretmek için kullanılır. Onlardan kaçının. Only bazen doğru da olabilmektedir.
12- Bu sınavlarda COULD present ihtimal, YET but gibi zıtlık, ANY ise olumlu cümlelerde herhangi bir anlamında kullanılmaktadır, unutmayın. Özellikle COULD’u past diye hemen elemeyin.
13- Soruda tekil bir özne varsa seçeneklerde HE/SHE/IT ile başlayana bakın, çoğul bir özne varsa THEY, ile başlayana bakın.
14- Farklı cümle sorularında "most" ile başlayan cümleler ile "in fact" veya "indeed" ile bağlayan cümleler yanlış cümle olabilmektedir.
15- Preposition sorularında da “of” çok sorulur, unutmayın. The+isim------------ şeklinde bir yapı varsa boşluğa "of" gelir.“V3” ten sonra genellikle “by” gelir. Preposition sorusundaki fiil (compare, fiili gibi) co- ön eki ile başlıyorsa seçeneklerde "with" arayın.
16- Şıkları A'dan başlayarak sırayla değerlendirmek yerine yukarıda sözü edilen ipuçlarından hareketle doğru cevap olma olasılığı olan şıktan başlayarak değerlendirin.
17- ilk 20 sorudan birinde ……..isim ……..isim, şeklinde birbirine benzer iki isim varsa, şıklarda both..and, not only..but also, either..or veya neither…nor yapılarından biri vardır. Doğru şık o olur. İsim…….isim, şeklinde bir yapı varsa, şıklarda “as well as” veya “rather than” olur. Bu %80-90 doğru şıktır.
Metin Alper
22 Mart 2015 Pazar
Bütün suç Mr. Brown'da
Müfredatımız harika! Ülkenin her yanında derslere branş öğretmenleri giriyor! Öğrenciler başka bir dili konuşmaya can atıyor! Veliler evlatlarını çok iyi motive ediyor! Kısacası herkes üzerine düşeni yapıyor! Peki, o halde neden olmuyor? Evet evet, bütün suç okuma parçalarındaki Mr. Brown’da!
Yıl 1989… Antalya’da bir lise… Lise 2 öğrencilerinin İngilizce dersinden yazılı sınavı vardır. Öğretmen yazılı kâğıtlarını dağıttıktan sonra sınıfın penceresini açıp beden eğitimi dersinde futbol maçı yapan çocukları izlemeye başlar. Sınıfta, İngilizcesi iyi olan üç öğrenci vardır: Latif, Yusuf, Musa. Öğretmenin maç izlemesinden faydalanan sınıf, bu üç öğrenciden rahat rahat kopya çeker. Öğretmen, sınav boyunca bir kez olsun sınıfa dönüp bakmaz. Zil çalınca yazılı kâğıtları toplanır ve öğretmene teslim edilir. Ertesi hafta herkes merakla alacağı notu bekler. Öğretmen, öğrencilerin notunu isim isim açıklama yerine farklı bir metot kullanır: “Latif’ten yapanlar 9, Yusuf’tan yapanlar 8, Musa’dan yapanlar 7!” Bu arada Ramazan adlı öğrenci espriyi patlatır: “Yaa hocam, ben hem Musa’dan hem de Latif’ten yapmıştım, benim notum kaç acaba!”
İngilizce sözlükte ‘mantı’ kelimesinin karşılığını bulamayınca ‘mantık’ anlamına gelen ‘logic’in sonundaki ‘c’yi atarak kendince İngilizce mantı yazdığını düşünen, ‘history’ ile ‘date’i ayırt edemeyip yandaş medyanın yalan haberlerine kanarak Fuat Avni’nin bulunduğunu sanan Türk insanının yabancı dil serüveni yıllardır ‘yes’ ile ‘no’ arasında gidip geliyor. “This is a pencil” diyen bir kur atlıyor, “Where are you going?” sorusunu anlayıp “I am going to school” diye cevap verenin karnesine İngilizce ‘pekiyi’ olarak yansıyor. Girişteki örnekte olduğu gibi milyonlarca öğrenci, ilköğretimden lise ve üniversiteye kadar yıllarca yabancı dil dersi gördüğü hâlde hiçbir şey öğrenemiyor ama ona rağmen yüksek notlarla sınıf geçip mezun oluyor. Bu durum, yıllar önce Mr. and Mrs. Brown hikâyeleriyle büyüyen nesilde de aynıydı, bugün de aynı.
Osman Peksöz, halkla ilişkiler bölümünde okuduğu için kendi kendine “Bu dili öğrenmem şart” diye söz vermiş. Mezuniyetle birlikte dil kurslarının yolunu tutmuş. İstikrar sağlayamasa da iki sene devam etmiş. Burada okullarda bir türlü öğrenemediği gramer meselesini iyice çözmüş. Fakat ‘anlıyorum ama konuşamıyorum’ hastalığı kısa zaman sonra onu da esir almış. Parasını vererek gittiği kursta “konuşma” perdesini bir türlü yırtamamış. Sonra farklı bir kursa kaydolmaya karar vermiş. Bir yıl süren ikinci denemede yabancı hocalarla karşılıklı konuşma imkânını daha fazla bulmuş. Özgüven gelmiş kendisine. Bireysel çabasıyla hayli mesafe katetmiş. Tam her şey yolunda giderken iş hayatının yoğunluğu araya girmiş. Ara vermek zorunda kalmış. Evlilik ve çoluk çocuk da işin içine girince dil macerasını soğumaya bırakmak zorunda kalmış.
Atalarımız, yabancı dilin önemine dikkat çekmek ve gelecek nesilleri bu işe motive etmek için uzun zaman önce “Bir lisan, bir insan; iki lisan, iki insan” demişler. Azim, sabır ve kararlılık isteyen bu işte ilk düğme yanlış iliklendiğinden, daha ilkokul sıralarında verilmeye başlayan yabancı dil eğitimi bir türlü nihayete eremiyor. İlköğretimden liseye kadar bin saatten fazla İngilizce eğitimi alınmasına rağmen öğrencilerin yüzde 90’ından fazlası temel düzeyde kalıyor. Avrupa’daki akranları ise iki dil bilerek mezun oluyor. Öğretme teknikleri çocuklara hitap etmediği için yaş ilerledikçe derse karşı ilgi azalıyor. Bu nedenle 6. sınıftan sonra öğrenciler sadece fiziksel olarak derste bulunuyor ve ne yazık ki İngilizce öğrenmiyor. İlköğretimde kartopu gibi başlayan sorun, üniversitede bile çözüme kavuşturulamıyor. Üniversite mezunlarının büyük çoğunluğunun İngilizce seviyesi başlangıç düzeyinde. Halledilemeyen İngilizce, ileride iş hayatında, master ve doktorada da kişinin karşısına çıkıyor. Bütün kriterleri tamamladığı hâlde dil engeline takıldığı için doçentlik alamamış pek çok akademisyen var.
DİL KURSLARI ÇÖZÜM MÜ?
İş hayatına atılmadan önce dil sorununu halletmek isteyen öğrencilerden yurtdışına gidemeyenler kurslara yazılıyor. Peki, buralar merhem oluyor mu? Yıllarca dil kurslarına giden Salih Tekin, şu cevabı veriyor: “İnşaat mühendisliğini bitirdikten sonra İngilizceyi geliştirmeye karar verdim. İlk gittiğim kursta orta seviyeye kadar öğrendim. İş yoğunluğundan ara vermek zorunda kaldım. Bir ara işleri tam yoluna koyup ikinci kursa kaydoldum. Bu sefer de yüksek lisans çıktı. İkisini bir arada götüremeyeceğimi düşünüp kursa başlamadım. Master bitince bu sefer de araya soğukluk girdi. Eski şevkim kalmadı. Anladım ki dili okul yıllarında öğrenmek gerekiyormuş. Bu iş için yoğunlaşma şart.”
Türkiye’deki dil kurslarında istediği neticeyi alamayan on binlerce kişi, meseleyi kökünden çözmek için yurtdışının yolunu tutuyor. Her yıl yaklaşık 100 binin üzerinde öğrenci üniversite, master, doktora, dil eğitimi, staj ve sertifika programlarıyla yurtdışına gidiyor. Bu şekilde yurtdışında eğitime yılda yaklaşık 2 milyar dolar harcanıyor. Dil öğrenme maksadıyla yurtdışına çıkışlardaki temel amaç, yabancı dili konuşulduğu ortamda öğrenme, yani pratik yapma isteği. Türk öğrenciler en çok İngiltere, Amerika, Malta, İspanya ve İtalya gibi ülkeleri tercih ediyor. Bu ülkeleri Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda takip ediyor.
Seyhmus Uğur, devlet bursuyla dil öğrenmeye gidenlerden. 2012’de Kütahya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirdikten sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’nde 6 aylık kursa katılmış, ondan sonra da İngiltere’ye gitmiş: “Burslu gittiğimiz için iyi kurslarda eğitim aldık. Dışarıda sürekli İngilizce konuşulduğu için konuşmamı hayli ilerlettim. İngiltere’deki en önemli eksiklik, grameri iyi öğretemiyorlar. Buradaki hazırlık programının faydasını çok gördüm. Kursun sonunda İngiltere’de master yapacak seviyede İngilizce öğrendim.”
SORUN İKİ ASIR ÖNCESİNE DAYANIYOR!
Türkiye’nin yabancı dil macerası oldukça eskilere dayanıyor. Tanzimat’tan bu tarafa yabancı dil öğretimi konusunda uğraş veriliyor. Değişen eğitim politikalarının etkisiyle, zaman zaman farklı yabancı dil öğretim metotları uygulanıyor. Fakat bir türlü başarılı olunamıyor. Yabancı dille öğretim yapan yabancı eğitim kurumları dışındaki okullarda arzu edilen düzeyde yabancı dil öğretilemiyor. “Yabancı dil niçin öğretilemiyor?” sorusu yıllardır soruluyor; fakat bir türlü sonuç alınamıyor. Getirilen her yeni değişiklik yeni problemlere yol açıyor.
Tüm dünyada yabancı dil öğrenme isteği her geçen gün artıyor. Türkiye de bu gelişmeye ayak uydurmaya çalışıyor. Son yirmi yılda yabancı dil öğrenimi hızlandırıldı. Dil öğrenimi her geçen yıl daha erkene çekiliyor. Bu husus genel olarak olumlu bulunsa da aslında akademisyenler arasında görüş birliği yok. “Yabancı dil eğitimi daha geç yaşlarda (11-13 yaş arası) olmalıdır.” diyen pek çok uzman var.
İNGİLİZCE EĞİTİMİ DE YAZBOZ!
Millî Eğitim’deki sistem değişikliklerinden yabancı dil öğretimi de nasibini alıyor. Bakan değişikliğiyle bile dil öğretim metodu değişebiliyor. Hüseyin Çelik döneminde tüm genel ve mesleki teknik orta eğitim kurumları (2005-2006 eğitim ve öğretim yılından itibaren) dört yıla çıkarıldı. Anadolu liseleri ve süper liseler “Anadolu Lisesi” adıyla tek program altında birleştirildi. Yoğunlaştırılmış İngilizce eğitim veren hazırlık sınıfları kaldırıldı. Onun yerine 9. sınıfta 6 saatlik, 10, 11 ve 12. sınıfta ise ikişer saatlik İngilizce dersi getirildi. Yabancı dil öğretimi ağırlıklı olarak ilköğretim 4, 5, 6 ve 7. sınıflarda verilecek şekilde planlandı. Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde olduğu gibi yabancı dilin günlük hayatta kullanılabilir bir araç hâline getirilmesi düşünüldü. Fakat geçen süre zarfında beklenen ilerlemeler bir türlü gözlenemedi. Liselerde hazırlık sınıflarının kaldırılmasıyla birlikte dile karşı yoğunlaşma sıkıntısı baş gösterdi. Hâlbuki öğrenciler eski sistemde gün boyu İngilizce dersi görüyorlardı. Öğrenme ve pratik yapma imkânına sahiplerdi. Tek bir amaç vardı; o da adamakıllı İngilizce öğrenmek ve öğretmek. Bir yılın sonunda hazırlık sınıfını başarıyla tamamlayan öğrencilerin çoğu dili kolaylıkla konuşup yazabilecek seviyeye geliyordu.
İstanbul’da bir lisede 10 senedir İngilizce öğretmeni olarak çalışan Aykut Güven’in anlattıkları, dil öğretiminde neden başarısız olduğumuza dair önemli ipuçları veriyor: “Liselerde çok fazla ders var. Doğal olarak öğrenci İngilizceye vakit ayıramıyor. Öğrencinin dışarıda pratik yapma imkânı yok. Liselerdeki hazırlık sınıflarının kaldırılması, dil öğrenimini bitirme noktasına getirdi. Öğretmen, müfredat yoğun olduğu için, dersi hızlıca anlatmak zorunda kalıyor. Gramer eğitimi oldukça fazla. Bu da zamanla öğrenciyi sıkıyor, derse olan ilgisini azaltıyor. Zamanla biz de klasik anlatım tekniğinin dışına çıkmıyoruz. Bir anlamda rutine bağlıyoruz.”
Gelinen son noktada Millî Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin liselerdeki İngilizce dersini öğrenemediğini itiraf ederek gelecek seneden itibaren yeni bir sisteme geçileceğini açıkladı. Yeni uygulamaya göre İngilizce dersinin içeriği gerçeğe yakın olacak. Öğrencilerin gerçek yaşamdaki dil ihtiyaçlarına ve ilgilerine hitap etmesine dikkat edilecek. İlk olarak 9. sınıflarda tatbik edilecek uygulama sonraki süreçte kademeli olarak 10, 11 ve 12. sınıflarda uygulanacak.
GRAMER ODAKLI EĞİTİM BİTİRİLMELİ
Eğitimcilerin üzerinde ittifak ettikleri konuların başında, gramer ağırlıklı eğitime son verilmesi geliyor. Bu durum, zamanla öğrencinin dersten soğumasına neden oluyor çünkü. İlköğretim 8. sınıf öğrencisi Fatih Örnek bu sıkıntıyı yaşayanlardan. Devlet okulunda 23 kişilik bir sınıfta eğitim görüyor olmasına rağmen yabancı dilini pek ilerletememiş. İngilizce ile olan ilişkisi sınavlardan geçmekten ibaret. Okuldaki İngilizce sınavlardan iyi notlar almasına karşın TEOG’da 20 sorunun yalnızca 5’ini doğru cevaplayabilmiş. Fatih’in anlattıkları bu tezi doğruluyor: “Derste öğrendiklerimizi dışarıda pratik yapma imkânımız yok. Ezberlediğim kelimeleri ve kuralları kısa zamanda unutuyorum. Böyle olunca ders sıkıcı bir hâl alıyor. Zamanla derse olan ilgilim azalıyor.”
Bu konuda ilginç örnekler de yok değil. Emin Karlı anlatıyor: “Lisenin ilk yılıydı. Sınıf yaklaşık 40 kişi. İngilizce hocamız derse girdiğinde bize şöyle bir teklifte bulundu: ‘Bir sonraki derse sadece İngilizceyi öğrenmek isteyenler gelsin. Onlara gerçekten ama gerçekten öğreteceğim. Diğer arkadaşlar gelmese de olur, söz hiçbiriniz sınıfta kalmayacaksınız, hepinizi İngilizceden geçireceğim.’ Ben sonraki derse gittiğimde, topu topu 7 kişiydik. Üçüncü ders ne oldu bilmiyorum, ben de gitmedim.”
British Council ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından 2013’te bilimsel metotlarla hazırlanan “Türkiye’deki Devlet Okullarında İngilizce Dilinin Öğretimine İlişkin Ulusal İhtiyaç Analizi” raporunda önemli tespitlere yer veriliyor. “Öğretmenlerin yüzde 80’inin gereken niteliklere ve dil becerilerine sahip oldukları tespit edildi; ancak okullarda İngilizcenin bir iletişim dili olarak değil, herhangi bir ders gibi okutulduğu gözlemlendi.” denilen raporda, “gramer tabanlı yaklaşım”, öğrencilerin liseyi bitirirken İngilizceyi konuşup anlamakta başarısız olmalarının en önemli nedenlerinden biri olarak gösterildi. Rapora göre diğer önemli faktörler de “öğrencilerin oturma düzeni” ve “ders kitaplarının ve müfredatın, öğrencilerin değişkenlik gösteren düzeylerini dikkate almaması”.
Öğrencilerin sınıfları yükseldikçe İngilizce dersine olan ilgisi azalıyor. Araştırmaya katılan 5. sınıf öğrencilerinden yüzde 80’i, İngilizce dersini sevdiğini ifade ederken, bu oran 12. sınıflarda yüzde 37 seviyesine iniyor. Öğrencilerin çoğunluğu sıkıcı bulduğu için yabancı dili öğrenmekte zorlanıyor. Raporun sonunda, meselenin çözümü adına şu tespit yapılıyor: “İngilizcenin etkin öğrenilmesi için gramer tabanlı eğitim yerine iletişim odaklı eğitime ağırlık verilmesi şart.”
Sizce, Millî Eğitim Bakanlığı’nın da farkına vardığı konuyla ilgili bir arpa boyu yol katedebilir miyiz? Cevabınız ‘yes’ mi, ‘no’ mu?
İNGİLİZCE EĞİTİMİ FORMALİTEDEN İBARET
EN ÇOK KULLANILAN BİN KELİMEYİ ÖĞRENMEK YETERLİ
MÜFREDAT ÇOK YOĞUN
İNGİLİZCENİN MALİYETİ
Okullarda 50 bin İngilizce öğretmeni ders veriyor. Yıllık maaş tutarı 1,5 milyar TL civarı. Dil kurslarında kur sistemi değişlik arz ediyor. Bütün kurları almak zorunda olan bir öğrenci ortalama 5 bin TL ödemek zorunda. Türkiye’de her yıl 25 ila 30 bin kişi yabancı dil öğrenmek için kurslara gidiyor ve bu eğitim için yaklaşık 50 milyon TL ödüyor. Eğer yurtdışındaki dil kurslarına gitmek istiyorsanız, Türkiye’deki bazı kurslar ona da imkân tanıyor. Konaklama, yeme-içme ve uçak biletleri dâhil iki haftalık eğitim 4.750 TL, dört haftalık eğitim 7.150 TL, 8 haftalık eğitim 11.150 TL, 12 haftalık eğitim 14.700 TL. Özel okullarda okutulan İngilizce kitaplarının fiyatları kullanılan kaynağa göre değişiyor. Genelde yabancı kaynaklı olan kitap fiyatları 200 lira civarı. Eğer İngilizce setinin tamamı satın alınırsa fiyat 450-500 liraya kadar çıkıyor.
Etiketler:
british counsil,
english,
ingilizce,
liselerde ingilizce,
mr brown,
sınav,
Toefl,
yds,
ygs
16 Mayıs 2014 Cuma
yds kelime test -1
1) Many of the critics clearly regarded several of the paintings on ---- as of poor quality.
A) discovery
B) display
C) occasion
D) approval
E) account
occasion: (i) fırsat, münasebet, vesile, elverisli durum; sebep, hal, durum; Iüzum, gereklik
2) The report issued by the National Health Council draws attention to the hazards of ---- to X
rays.
A) resistance
B) involvement
C) confinement
D) exposure
E) implication
hazard: (i) baht, sans, tehlike, riziko; tenis kortunun servis atılan tarafı; eski bir çesit zar oyunu;
Bilardo oyununda bir vurus; golf oyununda mânia / involvement: (i) bağlılık, ilgi, alaka;
karıstırılma, sarılma / confinement: (i) kapanıs, hapsedilme; hasta olup evde kalma; loğusalık /
implication: (i) ima, istidlâl; karıstırma, dahil etme; dolasık olma
3) He’s clever, he seems to know by instinct where someone is ---- and strikes there.
A) conceited
B) sufficient
C) vulnerable
D) informative
E) critical
conceited: (s) kibirli / informative: (s) bilgi verici, aydınlatıcı, eğitici / critical: (s) çözümsel,
tahlili; tenkit eğilimli, tenkitçi; elestiren, elestiri mahiyetinde; buhranlı vahim, nazik, tehlikeli;
dönüm noktasına ait
4) It was decided at the board meeting that more funds should be allocated to getting the firm’s
products ---- more widely.
A) publicized
B) priced
C) curtailed
D) expanded
E) confirmed
curtail: (f) kesmek, kısaltmak, azaltmak
5) There’s nothing very brilliant about the report, but he has ---- collected all the data needed.
A) infectiously
B) recklessly
C) considerably
D) restrictively
E) conscientiously
infectiously: (z) bulasıcı olarak, baskalarına kolay geçebilir sekilde / recklessly: (z) pervasızca,
hiç bir sey düsünmeden / considerably: (z) epeyce, oldukça / restrictive: (s) kısıtlayıcı,
bağlayıcı, sınırlayıcı / conscientiously: (z) vicdani olarak; dikkatle
6) What really surprised everybody was that he saved the company from bankruptcy quite ---- .
A) extremely
B) relatively
C) dependently
D) single-handedly
E) responsively
relatively: (z) nispeten / single-handed: (s) tek kisi ile isletilen; tek el ile çalısan / responsively:
(z) hevesli olarak
7) Before I send this article to the editor, I’d be grateful if you could ---- it for me.
A) watch out
B) look up
C) break through
D) take over
E) go through
watch out: dikkat etmek / look up: gözleri yukarı dikmek; aramak, bakmak; ziyaret etmek, yoklamak; iyilesmek, düzelmek / take over: teslim almak; idareyi elinde tutmak / go through:
yoklamak, gözden geçirmek; geçirmek (hastalık, tecrübe); üstünden girip altından çıkmak,
sarfedip bitirmek; geçmek; durmadan gitmek (tren); kabul edilmek (tasan)
8) I had my doubts about her when I took her on, but now I’m pleased to say that she has ---- to
be a talented executive.
A) taken up
B) run over
C) turned out
D) made out
E) carried on
take on: ele almak; üstüne almak; vazife vermek, ise almak; (k) dili Sızlanmak / executive: (i) idareci, yetkili sâhıs / take up: yukarı çekmek, kaldırmak; tutmak; üzerine almak, karısmak; poliçeyi ödemek; almak; kısaltmak; baslamak; ele almak; kabul etmek / run over: ziyaretegitmek; ezmek, çiğnemek; üstünden geçmek, tekrarlamak; göz gezdirmek, gözden geçirmek; tasmak / turn out: tersyüz etmek; dısarı atmak, kovmak; otlatmak için dısarıya çıkarmak (hayvan); dısına dönmek; yapmak, imal etmek, meydana getirmek; söndürmek; katılmak; (k) diliyataktan kalkmak; olmak, çıkmak / make out: (göz ile) farketmek; mana vermek, anlamak;
okumak, çözmek; ispat etmek; yazmak; basarmak; geçinmek, idare etmek / carry on: devam etmek, devam ettirmek; deli gibi davranmak; ile mesgul olmak, idare etmek; flört etmek
9) On the third day of the shipwreck they gave up all hope of finding any ---- .
A) deserters
B) survivors
C) conclusions
D) suppliers
E) discrepancies
discrepancy: (i) ayrılık, zıtlık, ihtilaf, baskalık
10) Since the firm has been found negligent by the court, his claim for ---- for the accident
hasn’t been accepted.
A) compensation
B) reduction
C) employment
D) relevance
E) cooperation
relevance: relevancy i münasebet, ilgi, alaka, uygunluk
A) discovery
B) display
C) occasion
D) approval
E) account
occasion: (i) fırsat, münasebet, vesile, elverisli durum; sebep, hal, durum; Iüzum, gereklik
2) The report issued by the National Health Council draws attention to the hazards of ---- to X
rays.
A) resistance
B) involvement
C) confinement
D) exposure
E) implication
hazard: (i) baht, sans, tehlike, riziko; tenis kortunun servis atılan tarafı; eski bir çesit zar oyunu;
Bilardo oyununda bir vurus; golf oyununda mânia / involvement: (i) bağlılık, ilgi, alaka;
karıstırılma, sarılma / confinement: (i) kapanıs, hapsedilme; hasta olup evde kalma; loğusalık /
implication: (i) ima, istidlâl; karıstırma, dahil etme; dolasık olma
3) He’s clever, he seems to know by instinct where someone is ---- and strikes there.
A) conceited
B) sufficient
C) vulnerable
D) informative
E) critical
conceited: (s) kibirli / informative: (s) bilgi verici, aydınlatıcı, eğitici / critical: (s) çözümsel,
tahlili; tenkit eğilimli, tenkitçi; elestiren, elestiri mahiyetinde; buhranlı vahim, nazik, tehlikeli;
dönüm noktasına ait
4) It was decided at the board meeting that more funds should be allocated to getting the firm’s
products ---- more widely.
A) publicized
B) priced
C) curtailed
D) expanded
E) confirmed
curtail: (f) kesmek, kısaltmak, azaltmak
5) There’s nothing very brilliant about the report, but he has ---- collected all the data needed.
A) infectiously
B) recklessly
C) considerably
D) restrictively
E) conscientiously
infectiously: (z) bulasıcı olarak, baskalarına kolay geçebilir sekilde / recklessly: (z) pervasızca,
hiç bir sey düsünmeden / considerably: (z) epeyce, oldukça / restrictive: (s) kısıtlayıcı,
bağlayıcı, sınırlayıcı / conscientiously: (z) vicdani olarak; dikkatle
6) What really surprised everybody was that he saved the company from bankruptcy quite ---- .
A) extremely
B) relatively
C) dependently
D) single-handedly
E) responsively
relatively: (z) nispeten / single-handed: (s) tek kisi ile isletilen; tek el ile çalısan / responsively:
(z) hevesli olarak
7) Before I send this article to the editor, I’d be grateful if you could ---- it for me.
A) watch out
B) look up
C) break through
D) take over
E) go through
watch out: dikkat etmek / look up: gözleri yukarı dikmek; aramak, bakmak; ziyaret etmek, yoklamak; iyilesmek, düzelmek / take over: teslim almak; idareyi elinde tutmak / go through:
yoklamak, gözden geçirmek; geçirmek (hastalık, tecrübe); üstünden girip altından çıkmak,
sarfedip bitirmek; geçmek; durmadan gitmek (tren); kabul edilmek (tasan)
8) I had my doubts about her when I took her on, but now I’m pleased to say that she has ---- to
be a talented executive.
A) taken up
B) run over
C) turned out
D) made out
E) carried on
take on: ele almak; üstüne almak; vazife vermek, ise almak; (k) dili Sızlanmak / executive: (i) idareci, yetkili sâhıs / take up: yukarı çekmek, kaldırmak; tutmak; üzerine almak, karısmak; poliçeyi ödemek; almak; kısaltmak; baslamak; ele almak; kabul etmek / run over: ziyaretegitmek; ezmek, çiğnemek; üstünden geçmek, tekrarlamak; göz gezdirmek, gözden geçirmek; tasmak / turn out: tersyüz etmek; dısarı atmak, kovmak; otlatmak için dısarıya çıkarmak (hayvan); dısına dönmek; yapmak, imal etmek, meydana getirmek; söndürmek; katılmak; (k) diliyataktan kalkmak; olmak, çıkmak / make out: (göz ile) farketmek; mana vermek, anlamak;
okumak, çözmek; ispat etmek; yazmak; basarmak; geçinmek, idare etmek / carry on: devam etmek, devam ettirmek; deli gibi davranmak; ile mesgul olmak, idare etmek; flört etmek
9) On the third day of the shipwreck they gave up all hope of finding any ---- .
A) deserters
B) survivors
C) conclusions
D) suppliers
E) discrepancies
discrepancy: (i) ayrılık, zıtlık, ihtilaf, baskalık
10) Since the firm has been found negligent by the court, his claim for ---- for the accident
hasn’t been accepted.
A) compensation
B) reduction
C) employment
D) relevance
E) cooperation
relevance: relevancy i münasebet, ilgi, alaka, uygunluk
|
1. B 2. D 3. C 4. A 5. E 6. D 7. E 8. C 9. B 10. A |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popular Posts
-
Ah min el- aşkı ve hâlatihi Ahraka kalbî bi hararatihi Ma-nazara aynî ilâ gayrikum ...
-
bir ve olmak bu için o ben demek çok yapmak ne gibi daha almak var kendi gelmek ile vermek ama sonra kadar yer ...
-
My name is Catherine, but I'm called 'Kate' by my friends. I live near Leeds, in the north-east of England. I'm a dental n...
-
به دنیا دل نبنده هر که مرده از بابا طاهر-Baba Tahir’den 16 11 2013 ز دل مهر رخ تو رفتنی نی غم عشقت به هر...
-
More to Read 1 - 2 ve Cevap anahtarları odtu metu reading book https://yadi.sk/d/PzFvxUttdFGjN C...
-
Nuh Der, Peygamber Demez İnatçı ve katı düşüncelere sahip olmak, düşüncelerinde ısrar etmek, insan ve toplum için bir fayda getirmez. A...
-
Le temps, c'est de l'argent. ( Lö tan se dö larjan.) Les bons comptes font les bons amis. ( Le bon cont fon le bonzami.) Dog...
-
dılcık: sulu, şımarık kişi yalacan: sırnaşık dığan: sahan, tava peşkir: havlu buva: baba künge: kül gı: kız napıpdurun?=napıyorsun? ...
-
the economist (pdf + mp3) time newsweek reader's digest newyorker https://yadi.sk/d/U7Ec9ojMseGkF